Yusuf Hayaloğlu

Ne Demeli Şimdi

Ne demeli şimdibir çiğdemin toprağı yırtışını seyredişimgöğe mi dokunmalıucuna mı körpe filizinöyleyse karanlık sokaklarda koştuğumu düşünay yine bir kadın gibi sarkıyorken denizedirseklerimle böğrüme gömdüğüm titremeyi düşünoradan gövdemi kaplayışını soğuk bir terinvay perçemle günün huysuzluğu dolaşan kısrakvay acemi öpüşlerden gövdeme boşalan acımtırak hastelaş, kıvranış, parıltılı gözlerdeki atılganlıkya görevin ne senin görevinoynaşmak değil mi içimdeki savaşmak duygusuylave benim nevresimim kararmışsa kirdenrutubettensarhoşsam gülümseyiş ağlayışlardanve kaynak sularıyla üzerime yağan aydınlık hülyalarısenden gelen ısıyla koruyorsam...Ne demeli şimdiey serçelerin sabahlarla bölüştüğü cıvıltıey bir romanın olur olmaz yerinde dikkati çeken hayalacıyış, şevkat, umursayış, hırçınlık seli...beni düşün öyleysebeni hayretin ve karanlığın eşiğindebeni fitillerde başlayan bir fısıltı anındailk satırını yazarken bir bildirininkulaktan kulağa dolaşan haberlerin bağraındabeni dar camlarda değilbir bulutun seyrinde düşünburadaortasındasıçraya sıçraya kabaran alevlerin.