Yılmaz Odabaşı

Her Ömür Kendi Gençliğinden Vurulur

-İsa’dan sonra XX. yy.-IYaşarken de söyledim kimse bilmeyebilir bunu,Fatiha suresi kadar eski,günlerin çarmıhında isa kadar yaslıyımve tanrılar kadar çok yaşadımkimse bilmeyebilir...

Daha kırlangıçları yalancı bir dünyada yaşıyorum;dağları yıkılan, dalları kırılan bir dünyada.Kayıp suretler için fotoğraflara koşuyorumkimse bilmeyebilir...

Günlerin çarmıhındaKüle savruldum, ayrılıkları saydım,bir hançer sapladım nevrozlu bir sevgiye;kan bile damlamadı, yürüyüp gittim.Yüzüme yalancı bir sevinç iliştirdim...

IIFal bakan çingeneler esmerdi, yalancıydı,dönmeyecektin!Belki kuruyacaktım,belki çarpa çarpa akacaktım o denizlere;İntiharlara aktığım gibi o denizlere,bilmeyecektin!

Çıkıp sina dağına o denizlerleİbranice konuşacak, İblis’i kovacaktım;İblis’ikovmakbelki,yarısını dünyanınkovmak demekti...

IIIBir gülün bir odayı,bir leşin bir semti kokuttuğu kentlerde,bir ömür,çarpar,akarda nasıl eskitir yatağınıkimse bilmeyebilir...

Tanıktım,yargıçve sanık;Yürüyüp gittim…Yüzüme yalan bir mutluluk iliştirdim:Günlerin çarmıhında İsa gibiydim…

IVGünlerin çarmıhındaseni ağrıyan yanlarımla sevdim,tutuklu kollarımla;yokluğunda burada yıllar verdim.Yokluğunaburada!

Herkes bilecek bunu; tabancaya gerek yoktur…Tabancaya gerek yoktur!Sen haklı bir cinayetsin günlerin duvağında:H e r ö m ü r k e n d i g e n ç l i ğ i n d e n v u r u l u r...

Temalar

Şiirde geçen sözlük kelimeleri