Buğulu Atlas
“Bir şiirde, bir satır saklayabilir başka bir satırıNasıl ki bir kavşakta bir tren belki örter bir treni...Aşkta, başka bir sitem saklayabilir bir sitemve küçük bir serzenişte, koskoca bir şikayet gizlidir belkiBir adaletsizlik bir başkasını saklayabilir-bir sömürgeci bir başkasınıBangır bangır bir kırmızı üniforma bir tane, bir tane daha! ”-Kenneth Koch-
Göğünde aç kartalların, atmacaların yarıştığı tenhabir atlastan geldim…Kıyamda, kıyamette namluların kuytu dağlarla öpüştüğübir atlastan.
Yılları, yolları, yaşları yokgurbet yüzlü adamlardan,sur diplerinde bıçaklanan aşklardan…
Yaşamı hiç bilmeden ölümü ezberleyen,badem gözlü, sıtmalı çocuklardan;yazgısı uçurum çocuklardan...
Zarif Dicle’de ve asi Fırat’ta,sıska keleklerde, kıl çadırlardagüneşe sataşan adamlardan.
Mendillerde, halaylardagülüşleri kundaklanan hayatlardan;yazgısı uçurum hayatlardan...
Darmadağın yılları hüzne satılmış,burunları hızmalı, şarkıları figan,doğurgan ve mübarek kadınlardan;yazgısı uçurum kadınlardan...
Orada şarkılara akar katran,akar kan...Orada ihlâl ve iflah olmaz vata
Tarih susarken günahları,bıçak sırtında yaşanmış o ah’larıve aysız karanlıkları dağ başlarında.
Nicesi aylaklığa bağışlanmış, sefil;ölüme, açlığa sebil.Kiminin ergen bıyıklarında aşk taslakları.
Ya kederiydik kendimizin,ya bir halkın kaderi;ya şakağı ya şafağı bir halkınnamlular çarmıhında!
Çünkü yok satıyorsa hayat,çok satıyordur erk, çok tüfek;Yok satıyorsa nehirlerimizde şafağın ilk ışıkları,çok satıyordur şiddet, nefret, aşiret.
İşte sürüldü şarjöre mermi, indi emniyet,katıldı otuz bine bir dahayağmurlu bir sokakta delik deşik bir ceset.
Yaşasaydı kendinin kederi olacaktı,yaşasaydı belki bir gün torunlarıyladolunaylı gecelerde yıldızlar sayacaktı…
Kenger toplarken ellerine diken batan çocuklar,bilmezlerdi gözleri bağlanıp kurşunlanan bir aşkınhazin bir ünlem bırakacağını hayata.Bilmezlerdi bütün melodramların yalan olduğunuçekirdek çitlenen eski yazlık sinemalarda.
Onlar hâlâ gülümsüyorlar buğulu bir atlastan.Anıları damlıyor fotoğraflardan...
Biz de geçtik o dağlanan ağıtlardan.Biz de göçtük kirden, pasaktan, hıncın ışıltısından.Yakılmış köylerden, kesilmiş kulaklardan,o kanlı ayinlerden, perişan ormanlardan;biz de geçtik o murdar hayatlardan…
Herkes gidecek elbet bu yavşak zamanlardan;bu kan revan, bu iğfâl akşamlardan…
/V e a n t o l s u n k i,h i ç b i r k u r ş u n, h i ç b i r ç e l i k,h i ç b i r t o p r a k v e h i ç b i r v a t a n,d a h a k u t s a l d e ğ i l d i r i n s a n d a n! /