Yılmaz Erdoğan

Onulmaz

iyileşmez hiçbir yara bilirsintortusu kalırhangi ses unutturabilirilk bıçağın yankısınısende rehin kalmıştırgecenin saplantısı

hiçbir yarahiçbir zaman iyileşmez bilirsinsaklısı kalıryel esince sızılanırsu susunca ikindilerdeherşey vakitsizce gelişirbirine sevişirsinötekini düşünürken

sabahları zordur korsan sevişmelerineski yaraların ağrıroysa ne bir iz görünür tenindene şiiri ses verir orta kulağındayalnız bir yürüme isteği vardıreski yaraların eski yerinde

kahvaltısı zordur olmayası bir sevişmeninve hep ten tuzu basmaktıreski yaraların eski yerlerinehiçbir yaratam olarak iyileşmez bilirsinhangi bakış unutturabilirilk bıçağın ışıltısınıkaranlıktaki

şairden bir bok olmaz sabaha karşısebepsiz hüzünler yazar ehliyetindeve ne söylese yalandıralkol kontrolündesevmek bizahiti yaralanmaktırve yaralar hiçbir zaman iyileşmez tenindeyanlış vurulmuş bir aşıdan sızar dadiriltir solgun baharlarışiire sebep istemezşairden bir bok olmaz vehiçbir yarahiçbir zaman tam olarak iyileşmez

bardaklarda dudak izleri birikirsahnede eğri büğrü seslerve sade bir yürümek isteği tek başınaeski bir yaranın artık gözle görülmeyen izinde...

çünkü hiçbir yara hiçbir zaman tam olarak iyileşmezçünkü en hızlı hatırlanandıren eski unutulanondan gelen ıtırlar olur yellerdeher esinti bir acılı kokuyu taşır hassas burunlarasavrulur gidersinçok eski çok acıtan bir ağustosanasıl kıyısında kalmıştıkyapış yapış bir yazındaha başkaydı hani yüzündeherkese aynı oranda bulaşan tuzyolların açmazıydı enginlikle kabaranve bütün yanlışları dalga dalga saklayanşarkılıktan usanmış denizve denizi herşeye benzeten şiirlerve kıstırılmış istridyelerde kullanılmış inci taneleri...

çünkü bilirsinhiçbir yara hiçbir zamantam olarak iyileşmez!