Yannis Ritsos

Antik Bir Tapınağın Kalıntısında

Ağılın önünde sigara içiyordu müze bekçisi.Otluyordu koyunlar mermer kalıntıların arasında.Daha ötede çamaşır yıkıyordu kadınlar ırmağın aşağısında.Demirci dükkanından çekiç vuruşları duyulabilirdi.Islık çaldı çoban. Mermer kalıntılar koşarmış gibi koştu koyunlar O'na doğru.Suyun kalın ensesi parladı zakkumların ötesindeki serinlikle. Bir kadın yaydıYıkanmış çamaşırlarını çalıların ve heykellerin üstüne –Yaydı kocasının külotlarını Hera'nın omuzları üstüne.

Yabancı, huzurlu, sessiz bir samimiyet – yıllar boyunca. Aşağıda sahildeiçi balıkla dolu geniş sepetleri başları üstünde taşıyarak geçti balıkçılar,sanki uzun ve dar ışık parıltılarını taşıyorlardı:altın, gül ve eflatun – tıpkı o tören yürüyüşünde taşınan uzun,bolca nakışlanmış peçesi gibi tanrıçanın, hani önceki gün kesmiştik yaboşalmış evlerimize perde ve masa örtüsü yapmak için.

Temalar