William Butler Yeats

Kutsanmış

Boyun büküp dışarı çağırdı Cumhal;Mağaranın ağzında, gözlerinde bir parıltı,Arasında rüzgar ile ormanınGelip de durana kadar Dathi.

Ve diz büküp dedi ki Cumhal,' Rüzgarlı yolu takibenAz da olsa kutsallığını anlamayaVe ettiğin duaları öğrenmeye geldim ben.

Sana derelerden somon getirebilirimVe göklerden balıkçıl kuşları.'Gülümsedi fakat Dathi el kavuşturupGözlerinde Tanrı'nın esrarı.

Ve her türden kutsanmış ruhlarGördü Cumhal duman gibi akıntılı,Kadınlar ve çocukları, kitaplarıyla gençleri,Ve yaşlı adamları asalı ve atkılı.

‘Hamd et Tanrı’ya ve Anasına,' dedi Dathi,Gönderdiler çünkü Anasıyla TanrıKalplerinizi hoşnutluk doldurmak içinDünyada dolaşan en kutsal ruhları.'

'Hepsinin zarif ve âlâ olduğu yerde,Hangisidir içlerinde en kutsal?Bu, altın buhurdanlarıyla ormandanŞarkı söyleyenler mi? ’ dedi Cumhal.

‘Gözlerim kamaşıyor,’ dedi Dathi,‘Tanrı’nın sırlarıyla yarı âmâ,Rüzgârın nereye gittiğini görüyorVe yönünü kavrıyorum ama.’

‘Ve biz ölürüz gittiği vakit kutsallık,İzleyip gittiği vakit rüzgarın peşini;Yeryüzündeki en kutsal ruhu görüyorumVe o öne düşürüyor sarhoş başını.’

‘Kutsallık gece ve gündüz gelirVe bilir nerede olduğunu akıllı kalbin;Ve görür birisi Bozulmaz Gül’üKızıllığı içinde şarabın,

Ki baygın yaprakları üstüne uyuşuklukVe letafetini damlatır arzunun,Çiyin ve yangının alacakaranlığındaUzağa çekilirken dünya ve zaman.’

Çeviren: Dr. Osman TUĞLU

Temalar

Şiirde geçen sözlük kelimeleri