Veysel Çolak

İçin

Hiçbir gecede yokum, artık bilememuykularını kırdığın yeri, ışığın karanlıkgözlerin kül içinde, bir yasemin gömülükalbinin arkasına, dağları çizen bir ayrılık kokususonra sen, yırtılan yerlerinden görünen yüzümdaha ne olsun, her gündür ah, acıyla biten

Genç ölümlerin biçtiği gizem, çocukluğundan beribiriktirdiğin çığlık; toprağın öfkeli, ağzın çamurkent uyanıyor, gerinerek yalnızlık. Gövdesi kör,sesi mazot tadında, günleri kan çanağı, yalanı gölgeliseninle yarılan gökyüzü ve yeşeren boynun... Kalbinvar olacak inlemekle, artık boğulan bir sestin, terdendoğmuştun, o günden sonradırkasabaları gürültü basar;zaman denilen yanılgı, zaman denilen rüzgârdünyaya inat, sen için için göğsünde çocuklar oynat

Açılan bir çiçek gördüğündeyumuldun, yüzünü karıştıran turaç sürüsüişte o, boşluğun; işte o, hayatın, işte o senin olanısırgan gizem. Bu uzaklık böyle ne kadar dikenüstüne basıp kaçtın seni çağıran ömrünaldattın şarkılarını, şaşıran kuşlar biriktirdin dünyayabağırarak eksildin ama ne zaman düşlesek senidumandı için, bulanıktı denizingene de bizimdikimsesizliğin.

Bir alan edin kendine, bir dağ arkasıgürültüyle yürüyen adamlar göğsüne itsin seniellerinde üşüyen demir, öksüren yaşamaklaraşkla kırılan kemençeler ve ilk anlam, bana açılaniçin.

Şiirde geçen sözlük kelimeleri