Bâğ-ı Dehrin Hem Hazânın Hem Bahârın Görmüşüz
Bâğ-ı dehrin hem hazânın hem bahârın görmüşüzBiz neşâtın da gâmın da rûzgârın görmüşüzÇok da mağrûr olma kim meyhâne-i ikbâldeBiz hezârân mest-i mağrûrun humârın görmüşüzTop-ı âh-ı inkisâra pây-dâr olmaz yineKişver-i câhın nice sengîn hisârın görmüşüzBir hurûşiyle eder bin hâne-i ikbâli pestEhl-i derdin seyl-i eşk-i inkisârın görmüşüzBir hadeng-i cân-güdâz-ı âhdır sermâyesiBiz bu meydânın nice çâbük-süvârın görmüşüzBir gün eyler dest-beste pây-gâhı cây-gâhBî-aded mağrûrun sadr-ı i’tibârın görmüşüzKâse-i deryûzeye tebdîl olur câm-ı murâdBiz bu bezmin Nâbîyâ çok bâde-hârın görmüşüzAçıklama:Zaman bağının baharını da gördük güzünü de; üzerimizden neş’e rüzgârları da geçmiştir gam fırtınaları da.Mevki sahibi olunca zafer sarhoşu oluverme; zîrâ böylesine mest (sarhoş) olup sabah olunca da baş ağrısı çeken binlercesini görmüşlüğümüz var.Gönlü kırık olanın atıverdiği âh topunun nice büyük sultanların muhkem kalelerini yıktığını biliriz.Derd ehli olanların kırıklıkla döktükleri gözyaşlarının yaptığı seller önünde nice gösterişli kâşânelerin, mâlikânelerin yerle bir olduğunu biliriz.O garipler ki, bütün sermâyeleri can yakıcı bir âh silâhından ibarettir ama, onu şöyle bir attıkları zaman, nice hızlı süvarilerin vurulup yere serildiklerini gördük.Sadarette itibar üzere oturan nicelerini gördük ki; gün geldi de onlar el pençe vaziyette pabuçluğu mekân tuttular (yani hizmetçi oldular)O elindeki –gururla kaldırıp kaldırıp- içtiğin kadeh var ya, gün gelir de dilenci çanağına döner; benzerlerini çok gördük.