Ümit Yaşar Oğuzcan

Kral Sofrası

Çıbanlar açtı gül bahçelerinde kan rengiBir mayın tarlasında büyüdü serseriliğimizHani o şeyler vardı unuttuğumuz, gecelerdekiHani o şeyler vardı bir zaman, beklediğimiz

İşte onlar ve o kadınlar, o adamlarVe gökyüzünün o namussuzca satılmışlığıBir Endonezya esmeri, yılgın akşamlarKirli sakallarımızın sebepsiz uzamışlığı

Mahkumlar, zenciler, orospu yataklarıAyaküstü, aşkın iğrenç alışverişi, zamanAlnımızda Tanrının merhametsiz dudaklarıÇingene, kahpe toprak, altımızda uzanan

Getir daha getir, biz günaha kanmadıkSüsleyen zulümler kral soframızıEy et ve kan, ey ölüm, ey karanlıkEy gölgesi kralın, kirleten sabahlarımızı

Dağılan bulutlar değil, inandıklarımızSöyleyin nereye gitti o gök mavisiRüzgarlar, yağmurlar, kokmuş atıklarımızKral soframızda insanlık sevgisi

Analar, çocuklar, borazancılar, ressamlar, ölülerCan kurtaran simitleri, ajans haberleriPolkalar, mazurkalar, oyun havaları, türkülerPiyano tuşları, kemanlar, Tosca'lar, Sevil Berberleri

Siz eğrelti otları can sıkıntımızınSiz çok gülmüşlüğümüz, çok ağlamışlığımızÖmür, topraktan şarap testisi aşkınVe kral kadehlerinde kurumuş gözyaşımız

Vurun biraz daha vurun, ölmedikYumruklayın, muştalayın, kırbaçlayınİşte ip, işte zincir, halimiz bitikMilleyin gözümüzü, sırtımızı dağlayın

Bu hangi yüzyıl, oyuncağı Meryem'inNerde kaybolan tahta atlar, kurşun askerlerKim unuttu kapısını açık cehenneminSöyleyin savaş artıkları, deliler, sakatlar, körler

Ey dünya, utancımız, yüz karasıEy sofrası kralın, ey kral sofrası

Temalar