İki Kişiye Bir Dünya (Senfonik Şiir)
Birinci Bölüm:Kader Kapıyı Çalıyor(Andante)
Gelme diyorsunBu gel demektirBirazdan güneş doğacakDolu dizgin atlılar geçecek yüreğimdenSeni düşüneceğimGümüş mahmuzların parlaklığındaYağmur nal izlerini örtmedenSana geleceğimBekle beniHindistan ‘da Banaras şehrinde seni aradımGanj ‘ın sularında lanetlenmiş insanlar yıkanıyorduGanj ‘ın suları pisti bulanıktıİçtim
Bir kadın tanıdım Haydarabat ‘daCüzamlıydı güzeldi üstelikSana benziyorduEtli dudakları vardıBrahman mabetlerinde seviştik üç gün üç geceTaşların üstünde yattıkBir hayvan tarafımız vardı alımlıBir Tanrı tarafımız vardı iğrençBir insan tarafımız olacaktıAradık üç gün üç geceBulamadıkBir Tanrı tarafımız vardı korkunçSevemedik
Sonra Nijerya ‘da Mozambik ‘te AltınsahillerindeKulaklarımda ulu ormanların uğultusuVahşetin musikisini dinledim yeşil yeşilZifir gibi bir yalnızlıktı içimde yokluğunİri bir memeydin kalçaydın avuçlarımdaBelki bir tutam tuzdun kirliSeni düşündükçe susuyordumNehirler göller kandırmıyordu beniO kadınlara gidiyordumO bakır tenli kadınlaraO kadınlarla da yattımAdam boyu yaprakların üzerindeBoyanıp boyanıp yeryüzüne çıkıyorduk derinlerdenYorgundumKuşkuluydumİliklerime kadar bendimBir yeşildimBir beyazdımKaranlıktımİnsan eti yiyenler anladı beni
Kanarya adalarındaBir kamış kulübede iki ayna buldumBirinde ellerim vardı kemik kemikParmaklarım beni çağırıyordu sanaBirinde gözlerim vardıAğlıyordumÇiğnenmiş otlara döndümAğlamaklı denizlereKöpek balıklarının azı dişleri avutmaz beni
Bir gemiydimBattımSanta – İsabelle adasının önündeŞimdi 3200 metre derindeyimSana ahtapot gözleri topluyorumSana mürekkep balıklarının gözyaşlarını getireceğimBırak beniYosunlarla bir çeşmeden su içiyorumO derinliklerde bir mağarada buldum kendimiÖnce garipsedim çıplaklığımıUtandımSonraları alıştım güzelliğimeBir elim sendinBir elim benAyaklarımı göremezdinÖyle uzaktaydıSağ kolumu Mekke ‘de kestiler şafak vaktiUtanmaz yalnızlığımla kaldım çaresiz
BitmezHaçlı seferleri boyunca anlatsam maceramıYakına gelDört yanımız iri ıstakozlarla doluYalnız değilizTuk ki bu tuzlu balıklarda benim yüreklerim çarpıyorTut ki gözümün yarısı elmada yarısı kapanıkTut ki ben beyaz peynirim ben zeytinimAlEkmeğine katık et beni
Dufy ‘nin bir sokağı vardı bilir misinİlkin seni o mor sokakta gördümTemmuzun ondördüydüBütün itliği üzerindeydi güneşinBir yeşil elbisen vardıBir siyah ayakkabın vardıBir gözlerin vardıBir dudakların vardıAma ben yoktum o sokaktaTahiti adalarındaGaugin ‘le seni düşünüyordumAbsent kadehlerinde ellerini içiyordum yudum yudumDufy ‘nin sokağı aklıma nereden geldi
Bir çift zar aldımAttım gökyüzüneAdis-Ababa şehrine düştüAdis-Ababa şehrinde kadınlarHepyek bakıyordu yüzümeYüzümde cinayetler işleniyordu her geceKadmiyum kırmızısından kanlar akıyordu nehir nehirSen baksan görürdünHer gözüme bir düşeş oturmuştuSen görsen anlardınTitanyum beyazı yalnızlığımıBudapeşte köprüsünün üzerindeBir çingene falıma baktıDedi üç günde öleceksinBen üçbin yıldır seni arıyorumKapılara sığmıyor umutsuzluğumLağım kokuları gibi çirkef gibi kederliyimİçimden dünyayı ipe çekmek geliyorCümle yıldızlar şahidim olsunYapmazsam adam değilim
Şanghay ‘da orospular benimle yatmadıÇirkinsin dedilerPissin dedilerYıkandım arındımAfyon yüklü mavnalar geçiyordu Çin denizindenBirisi geçmişime küfrettiTuttum öldürdümGeçmişim seninle güzeldi temizdi aktıKirlettimAffet beni
Hamamatsu ‘da bir geyşa kızı yüzüme tükürdüPyong-Yang ‘da kurşuna dizdiler beniTiz bir boru sesi üç defa ti çektiTrampetler başımda zonkluyorduKederliydimÇaresizdimCanım Tchaikovski ‘yi dinlemek istiyorduAh o keman konçertoları öldürdü beni
Dinsizdim İstanbul ‘da minareler üstüme yıkıldıYoksuldum Kudüs ‘te kiliseler kabul etmedi beniGelme diyorsunBu gel demektirBirazdan akşam olacakRachmaninof ‘la bir meyhanede içmeliyim bu geceSonra sana gelmeliyimRachmaninof nereye giderse gitsin
Şimdi bir derin mavide akşam oluyorGök mavi deniz maviMor dağlar yeşil ağaçlar maviBozuk düzen mavi gecelerden sesleniyorum sanaNe opera aryalarıNe beşinci senfonisi Beethoven ‘inBir yalnızlık marşıdır çalınıyor uzaktaGün ışığı arkamızda kaldı bakTanyerinde unuttuk gözlerimiziGel artıkHayata yeniden baçlayalımGel artıkBu mavilerde kimseler görmez bizi
Solfej anahtarlarını kaldıralımDo ‘ların mi ‘lerin önündenBırakalım bu dünyayı alabildiğine dönsünÖlmekse daha kolay ne varYaşamaksa sensiz mümkün değilİskender adam edemedi bu dünyayıBiz mi edeceğizEflatun çözemedi yaşamanın sırrınıBiz mi çözeceğizBütün yataklar bir kişilikGit diyorsunNereye gideyimBirazdan gece olacakAğır kılıçlar parçalayacak yüreğimiPis bir koku gibi çökecek üstüme yalnızlığımSeni düşüneceğim stepler ortasında yorgun kimsesizDolu dizgin atlılar geçmeyecek yüreğimdenBir gözümde gümüş mahmuzların pırıltısı hazinBir gözümde bozulmuş nal izleriDurup durup ağlayacağım
Sen bu ayrılıklar için mi yaratıldın söyleBu zehir zemberek kederler için miBak bütün orkestralar sustuBütün ışıkları söndü dünyanınKorkmaHaydi uzat elleriniGeçmiş yılları yeniden yaşayalım bir birBak dinleBir seslenen var uzaklardanBak dinleKader kapıyı çalıyorGelme diyorsunGelme diyorsunBu gel demektir.
İkinci Bölüm :Seninle Kardeş Değiliz(Allegro)
Tanrının bıraktığı yerden biz başlıyalımÜç milyar insanın yarısını sen öldür yarısını benÜç kişi kalsak yetişir yeryüzündeYaklaş banaSeninle kardeş değiliz
Hüzünle karışık sevinçlerden kurtul artıkArzuların o belli belirsiz sıcaklığını sevBiliyorsunÖnce Tanrı insanı yarattıSonra insan sevgiyiNe yapsak boşNe kadar çabalasak faydasızGeriye dönemeyizOlanlar oldu iş işten geçtiÇamurumuza sevgi katılmış bir kere
Kim bu şarkıları söyleyenKarcığar faslından düm tek üzereAklım bir yere erişti durduSusunŞimdi üçgenlerle oynuyorumKaldırın bu daireleriBir model kız geldi soyundu karşımdaSaçlarından üç fırça yaptımÜç tüp boyan vardıVerenoz yeşili zümrüt yeşili krom yeşiliHepsini kattım birbirineSenin yeşilini buldumSenin yeşilinde orkestralar Debussy ‘den çalıyorduSenin yeşilinde unuttum siyahlığımı
Bu deli eden uğultu nerden geliyorKim kırdı bu aynalarıToplayın yüzümüzü görelimÇirkin değiliz artıkBir kapı açılda önümüzde ölümsüzlüğeGüzelizSabahlar bizimle doluIşık diyordun al işteKör kıyılara kadar ışıdı yeryüzüRenk diyordun işte bakBuram buram maviÇarşılar dolusu kırmızıSüt beyazından gecelerSarı güneşler ortasında turuncu bir günYitirilmiş saadetlerin bahçesinde mor çiçekler
Kardeş değiliz diyorum inanmıyorsunYalan bunca faziletler yalanBizi bu ciğeri beş para etmez insanlar mahvediyorAldırma diyorum sanaDünya ikimiz için yaratıldıÜç milyar insan iş olsun diye geldi yeryüzüne
Verdiğin her kederin yüreğimde yeri varHangi kitabı açtıysam seni okudum yıllardırHangi aynaya baktıysam seni gördümGel desen gelememGit desen gidememÖl desen kanım akmazAnladım artık seni sevmek yüce bir şeyAnladım seni sevmek Tanrı ‘ya yaklaşmak gibi
İnsanlar içinde bir sana inandımBir seni sevdim kendimden başkaUykularımın bölündüğü saatlerdeSendin düşündüğüm soluk solukSivri bıçaklar gibiydin karanlığımdaGözümü yumsam seni görüyordumOynak türkülere benzeyen yürüyüşünleSen çıkıyordun karşımaKaranlığımdaİki yıldızdı ellerin görülmedikKaranlığımdaBir orman yangınıydı dudakların
İstesen hayat verirdim bu karanlıklaraİstersen gökyüzünü bir mendil gibi yırtardımDenizlerden göllerden nehirlerdenSana görmediğin renkler yaratırdımZamanın ötesindeYeni bir dünya kurardım sanaİnsansız Tanrısız kedersizSeverdinDağ rüzgarlarının serinliğinceYaşardınBu sefil dünyamızdan uzak
Bir yanıp bir sönen ışıklar gibiyimYumruk kadar yüreğimde sen varsınKutsal kederler içinde seninleyim artıkSarı badanalı evlerde başbaşayızBütün duvarlara gölgen kazınmışKokun sinmiş bütün perdelereKapılarda parmakların beyaz beyazSokaklarda ayaklarının iziBen bu sokaklarda ölsemKaldırımlar çekmez ağırlığımıSöylesem aşkımı asırlar boyuncaBu iki yüzlü insanlar anlamaz beni
Desem ki yeryüzüne beş peygamber geldiBeşincisi sensinDesem ki iki kişi kaldık dünyadaİkincisi sensinDesem ki biri var yeri göğü var edenO da sen olurdunSana tapmak içinKilden bir heykel yapardım güzelliğinceBilsem ki sen Tanrı ‘dan iyisinBilsem ki Tanrı senden güzel değil
Senin o kocaman kocaman gözlerin yok muNasıl duruyor boşluğunda arzuların anlamıyorumNasıl nasıl bakıyor banaBöyle merhametten uzakGit diyorsunNereye gideyimÜmitlerim ne olacakBunca şiirleri kim söyleyecek sanaKim anlatacak dünyaya sığmayan güzelliğini
Gitmek mümkün olsa da gitsem uzaklaraSevmesem seni bir dahaParamparça etsem yüreğimi cam gibiSonra yaksamSavursam küllerini karlı dağlardan açık denizlerdenYine seni severdim toz tozYine sana tapardım küllerimin ağırlığınca
Bu oksijen gazı olmasa da olurduAma Beethoven gelmeseydi dünyayaSeni bu kadar sevemezdimİkimizin ortasında o duruyorSağımızda birinci kemanSolumuzda ikinci kemanKarşımızda üçüncü kemanSonra orglar flütler kontrbaslarSustur şu orkestrayı BeethovenŞimdi dokuzuncu senfoninin sırası mı
Bunca yalnızlıklar bunca yokluklar benim işim değilBu çirkinliği ben yaratmadımNe de bu kahpe güzellikleriBende sevmediğin ne varsa senden türediŞu karanlık bakışlarŞu ellerimin pisliğiŞu dudaklarımdan çıkan iğrenç sözlerBesbelli senin eserinNe buldumsa sende buldum kötülükten yanaNe öğrendimse senden öğrendimSeni sevdikten sonra başladım yaşamağa
Seni Tanrı yarattıysa beni kim yarattıBu azabı kim verdi banaÇıngıraklı yılanların zehirini içtimBalinaların kusmuklarınıKükürt kokulu imkansızlıklar içindeyimOysa güzeldim tarihin ilk çağlarındaGörsen şaşardınÖyle aydınlıktımÖyle iyiydimKobalt mavileriyle doluydu yüreğimKurşun beyazlarıylaSeverdin beniMidye kabuklarının yeşilliğince
Sonunda dediğim çıktı işteSamanyolundan bir yıldız düştü dünyayaSinekler gibi eziliverdi insanlarHer şey bir anda olup bittiYapayalnız kaldıkNe radyo aktivite ne mantar şeklinde bulutlarNe yaşamak sevinci ne ölüm korkusuSonunda üç kişi kaldık dünyadaSenBenBir de Jiro ‘nun Manon Lesko ‘su
Yine bana bakarken yüzün kızarıyorToplum kurallarından kurtulamadın dahaBütün çayırlar bomboşGörmüyor musunAl başını dağlara çıkAvaz avaz şarkı söyle sokaklardaBir kibrit çakBütün evler yansınYüzbin yılın öcünü al bu şerefsiz dünyadanSonra kaldır kendini denize atBiraz serinleSevebildiğim kadar insanım benOn gram arsenik yeter canımaBeni düşünme
Uzun mistral rüzgarlarının üzerineNimbüs bulutları geliyor kaçUykumuz bölündü çırıl çıplağızKum fırtınaları başladıÇin seddinin ötesindeGölgemizi bir Asya şehrinde unuttukTaklamakan çöllerinde kaldı rüyalarımızHaydi gitYok olduk iki olduğumuz yerdeHaydi gitBir kalırsak yine var olacağız.
Üçüncü Bölüm :Karanlıkta(Presto)
Beşyüz borazan birden çalıyorBin davul birden vuruyor başımdaGök gürültüleriÇekiç sesleri makine sesleriDağlardan kopan kocaman çığlarTaşlarKayalarEy üstüme üstüme gelen denizEy cam kırıklarından kaderYeter artıkNerdeyse çıldıracağımBir yeşil ötesine geldim durdum işteMerdivenin son basamağındayımBir adım daha atsamKimseler tutamaz beniBir adım daha atsam karanlıktayım
Kaç kere söyledikŞu potpuriyi çalmayın diyeAnlamıyor musunuzFa diyez bemol çaresizlikler içindeyiBir duvar yıkılıyor altında kalıyoruzBir adam ölüyor bizi gömüyorlarSusturun şu kemanlarıBiraz da ilahlar ağlasın yokluğumuzaKirli gözyaşları kırık iskemlelerBaşı bozuk Çigan havalarıYeminler notalar akortsuz tellerVe sakat çocukları Nagazaki ‘ninBiz bunun için mi geldik yeryüzüneDevirin şu putlarıMukaddes kitaplar bize göre değil artık
Sinemaskop rezaletler içindeyizCafé Chantant ‘larda dua ediyoruzMabetlerde çiftleşiyoruz artıkMesuduzDokunmayın keyfimizeSaint Pierre ‘in doksandokuzuncu göbekten torunuStrip tease yapıyorFoli Bergere revüsünde her geceGelsin arkasından şampanya şişeleriKauçuk göğüslü kızlarda bir naz bir çalımOn derste aşkOn derste güzellikOn derste cinsiyetVe tam onbin yıldır arayıp bulamadığımız faziletSonra mezarlıklar dolusu günahGenelevler dolusu namusVelhasıl ailece rock ‘n roll dansı öğrendikTepinip duruyoruz
Pirinç tanelerine çizdiğimiz kral resimleri bizi kurtarmadıNe de Babil ‘in asma bahçeleriHakkını veremedik alın terimizin suçluyuzHar vurup harman savurduk ömrümüzüAkıllı bir maymun olmaktan öteye gidemedikŞimdi bu kördöğüşünde yenildikse suç bizimGeç anladık zavallılığımızıHer şeyi bu sağır göklerden bekledik yıllardırBizi kimseler inandıramadı ölümeBize kimseler öğretmedi insanlığımızı
Kim kurdu bu düzeni nerdeyizBu tekerlekler nasıl dönüyor boşluktaBu umutlar bu dualar bu kahrolası hayallerNasıl bunca yıldır barındırdı biziBu katı yürekli topraklarBu gülünç mezartaşlarıÖlümler ölümler ölümlerÖlümlerden beter yalnızlığımızBu macera ne zaman bitecek söyleyinSöyleyin ne zaman aydınlanacakBu karanlık alın yazımız
Harun-er Reşidin gazabına uğradık cümlemizBaşparmaklarımızın birinci boğumundan vurdular biziBir düşüş düştük Eiffel kulesindenSersefil oldu ölümüz caddelerdeNice evlerin nice apartmanların bütün ağırlığı üzerimize kurşun gibi çöktüSokak köpekleri işedi kanlı gömleğimizeYedi yıldız senesi bağırdık ağladıkKimseler duymadı sesimizi Lili MarlenBeşyüz sene sonra anlaşıldı yokluğumuzİşte biz böyle yitirdik inancımızı TanrıyaKeyfimize dokunmayınAdamakıllı sarhoşuz
Ya bir gül koparın bahçenizdenKoklayalımYa bir yudum su doldurun taslarımızaİçelimYa da bir dilim ekmek verinŞükredelim yaşadığımızKaranlıklar içindeÇamurlar içindeyizTutun kaldırın biziO yalancı sevginiz sizin olsunBiz yaşamak için geldik yeryüzüneAlın başınıza çalın merhametinizi
Körsünüz ya da sağırsınızBeyaz çorap giydi diyeKu Klux Klan derneğinin adamlarıBir zenciyi linç ettilerGörmedinizİbni Mansurun beşinci karısını toprağa gömdüler beline kadarSabahtan akşama dek yedibin kişi taşladıYedibin kişi tükürdü yüzüne görmedinizŞu gökkubbenin altındaBoşa gitti nice bonjour ‘larımızSonra üç kere good night dedikDuyan olmadı
Ya savaş meydanlarında yitirip bulamadığımız gerçekEngizisyon işkenceleri yirminci yüzyılınFırınlarGaz odalarıKitle halinde ölümlerKara sineklerin konduğu çürümüş et yığınlarıYaylım ateşlerile delik deşik olmuş insanlığımızO azgın atların çiğnediği kollar bacaklarO kan çanağı gözlerO süngü uçlarında yükselen kesik başlarımız
Bizi alçaltan bu kanlı zafer taçları işteÖptüğümüz o pis ellerO maymun maskara soytarılarKüçük orospularKirli zevklerimizYatağımıza giren frengili kadınlarAldığını geri vermez bir karanlık dört yanımızdaHangi perdeyi aralasak geceHangi taşı kaldırsak çaresizlikÖlüm isli bir fener ışığı bu karanlıklardaÖlüm yorgun askerlerin tek umudu sıcakBiz bu ölümlerle yakınız ölümsüzlüğeBu karanlıklarla uzak
Siz dilediğiniz şarkıyı söyleyin yineYine karamelalarla kandırın küçük kızlarıIrzına geçin torunlarınızınO sapık arzularınız yükseltecek siziO karanlık odaların başıboş rahatlığıVarın dilediğiniz gibi yaşayın artıkBir gün bütün günahlarınız bağışlanacak Tanrı katındaNe cehennem ateşleri ne o köprüler kıldan inceSizin için değilSiz öyle Tanrıların böyle kullarısınız işte
Şimdi de oturmuş tuz biber ekiyorsunuz yaramızaKiliselerde camilerde öğütler veriyorsunuz Tanrı adınaSonra her gece bir cinayet işliyorsunuzTemiz çarşaflarda pis kanınızUykularımızda gölgeniz korkunç belalıSizi sayıyla mı verdiler bizeDefolun karşımızdanBize kendi derdimiz yeterKanınızı bulaştırmayın ellerimize
Yüzsüzlüğün bu kadarına pes doğrusuHaydi biraz eğin başınızıBizden af dileyinKederimizi anlayın artıkSaygı gösterin sevgimizeBelki sizi affedebilirizNe de olsa insanız biz deBir zayıf tarafımız vardır
Nasıl aldandık bunca zamandırNasıl inandık güzelliğine hayatınBize ne doğan güneştenBüyüyen buğdaydan akan sudan bize neAlabildiğine kederliyiz yorgunuzBize dostluğu öğrettinizBize sevmesini öğrettiniz böyle delicesineSevdikse günahlarımız Tanrı ‘nın boynunaSevilmedikse insanlar utansın kederimizdenNe aradık ne bulduk dünyanızda söyleyinBir sevgiyi bile çok gördünüz bizeÖpüştük uykularımızda ayıpladınızKara kara yengeçleri saldınız üstümüzeŞimdi de bir yaşamaktır tutturmuşsunuzRahat bırakın biziGöğüyle deniziyleTaşıyla toprağıylaO yoktan var ettiğiniz Tanrı ‘sıylaDünyanız sizin olsun.
Boğaz tokluğuna yaşamalar bizi kurtarmaz artıkBiz oldum olası kör doğmuşuzBrakisefal kafalarımız bir işe yaramıyorHele şu bizimsiz ayaklarımızın haline bakınAptallığımız yüzümüzden belliAynaya bakıp gülüyoruzOysa bütün çirkinliğimiz aşikar ayna gibiSöyleyin bir Shakespeare mi akıllıydı içimizdeTo be or not to be
To be or not to be bir şey değil yineSen olmasan benim varlığımdan ne çıkarAma sen yoksun işteBense bütün insanlar gibi ha varım ha yoğumYine sana çıkıyor bütün yollarYine bütün iki kere ikiler dört ediyorDönüp dolaşıp aynı yere geliyorum.
Dördüncü Bölüm :Sana Bir Tanrı Getirdim(Adagio)
Hani o iki kişilik dünyalar bizimdiHani sen iyiydinHalden anlardınHani sen git demeyecektin banaVe ben her şeye rağman gelecektimİçimde bir umutEllerimde olgun meyvalarDünya nimetleriGözlerimde yanıp yanıp sönen bir pırıltıAma ne sen gel dedinNe de ben gelebildim her şeye rağmenAşkımız ayrılıklarla başladı
Deli dolu akan nehirlerden tas tas sular içtikÖyle ateşlerle doluydu yüreklerimiz öyle tutkunduKarlı dağların serinliğinde uyurduk geceleriDeniz fenerlerinin ışığında yıkanırdıkKöpükten bir çalkantıydı içimizde zamanNe yana baksak denizdi maviydi ışıktıSonra bir çaresizlikti zifirAkıntıya kapılmış gemiler gibiydik
Bir org çalınır gibi yanıbaşımızdaÖyle kendinden geçmiş öyle başıboşÖyle derin duygular içindeydik anlatılmazSarhoş rüzgarlara bıraktık kendimiziAldığını geri vermez dalgalaraGörmediğimiz ülkeler gördük gün doğusundaTatmadığımız yemişlerden tattık günahkar oldukAlevden bir tasta eridi günlerBir cehennem ateşiydi aşk içimizdeHiç sönmiyecekmiş gibi yanıyorduk
Tutsaklığımız nasıl başladı bilinmezPaslı demir kapılar kapandı üstümüzeTaş duvarlarda kayboldu boğuk seslerimizÇaresizliğimizi bize aynalar söyledi inanmadıkKuşatıldık ansızın kederle ayrılıklaAman vermez karanlıklar sardı dört yanımızıYalnızlık bir ağrı gibi çöktü başımızaUyuduk bir daha uyanamadık
Şimdi bir kutup var sana çeker beniBir kutup var senden öteyeBen onun için böyle ortalıkta kaldımDağ yollarında caddelerde sokaklardaOnun için bulup bulup yitirdim seniHangi kapıyı çaldıysam sen açtın banaHangi gözümü yumduysam seni gördümZamandın zamandan öte bir şeydinYıllarca bir meşale gibi yandın uzaklarda
Bu manyetik alanda boğulmam senin yüzündenBu zincirleri sen vurdun ellerimeSen getirdin bunca karanlıklarıAl şunu mumu yakKorkuyorumBir taş aldım attım denizeGünahlarımdan kurtuldumAlfabenin yirmisekizinci harfindeyimÖteye gidememİtme beni
Benim de bir insan tarafım vardıBakma böyle kötü olduğumaBenim de dileklerim vardıBenim de bir beklediğim vardı yaşamaktanYeter artık vurma yüzüme çirkinliğimiHer gün bir kadın ağlar benim yüzümdeBüyük dertler içinde benim ellerimAnlamıyor musunSen sevildiğin için güzelsin bu kadarBen sevilmediğimden böyle çirkinim
Bütün kötü yerlerde ben kokarımBiliyorumBir hayvan leşiyim öleli kırk gün olmuşFabrika bacalarında bir kara dumanımZehirim akrep kuyruklarındaKötüyüm sevemediğin kadarÖyle fenayımKapanmamış bıçak yaralarındaBu pis çöp tenekelerinde unut beniUnut artıkBayat bir ekmek gibiÇürümüş bir elma gibi
Sarın badanalı evlerde kazanlar kaynarSarı badanalı evlerde günah işlenir her geceSarı badanalı evlerde ölüler yıkanırSarı badanalı evleri sev birazBu evlerde zaman benim akşamlarımdır yitirilmişBu kazanlarda benim gözbebeklerimdir kaynayanBu sarılarda benim yüreğim bir ölür bir dirilirAnladımBu dünyada benden başka kimse yok beni anlayan
Tosca ‘dan bşir arya hatırlıyorum şimdiSus birazEnsemde bir akrep yürüyorBırak yürüsünSabaha asacaklar beniDokunmaYedi canım vardı ikisi gitsinBunca ölümler az gelir bana
Kalbimi yardımBir damla kan aktıKutuplara kar yağıyorduÜşüdümFailatun vezniyle seni çağırıyorumBana inbiklenmiş yeşilliğini getirDur gitmeBeş kuruşum vardı kaybettimDur gitmeIsırgan otlarından kurtar beni
Deniz analarının gözlerini çaldımSana bakmak içinGüneşi üçe böldümAl biri senin olsunYüzümde beş bıçak yarası varBir de sen vurBarut kokusunu severimBir portakalı dilim dilim soyAcıktımTut ki ben yoğum artık yeryüzündeTut ki bir marul yaprağıydımÖldüm
Al şu serçe parmağım sende kalsınBen kötüyümAllahsızımKorkunç çirkinimBen seksensekizinci tul dairesiyimSağ gözümün üç kirpiğini kestimAlBen lanetlendim
Chopin ‘in cenaze marşı çalınıyorÖlüler ayağa kalktıGörüyor musunŞu soldan ikinci benimSenin yüzünden öldümŞimdi seni getiriyorlar karanlığımaAğlıyorumBiraz sev beniYaklaş birazGül birazSeni affediyorum
Kuşkonmaz dallarına astım kendimiSedir ağaçlarına gül yapraklarınaBaşımı taşlara vurdumGözbebeklerimde büyük camlar parçalandıTanrısal duygular içindeydimBütün Tanrısızlığımdan uzaktaBir kemiklerinin sertliğini aldımBir teninin aklığınıSonra sıcaklığını dudaklarınınGel bakSANA BİR TANRI GETİRDİMGel bakBİR TANRI YARATTIM SENDEN
Ankara / Nisan – Eylül 1957(Bilgi Kitabevi – 1958 İkinci Baskı)
(İsmet BARLIOĞLU tarafından Word ortamına aktarılmıştır.)