Bir Yazın Tarihi
Anıyorum seni. Eskil bir fresk işler gibi boşluğa.
Günü ilk ışığında beliren güllerinO düşsel ve gerçek karışımı kokusundaŞiirler ve şairlerle çizerim yüzünüBir yazın tarihini oluşturan sulara.Nasıl seslenir bilirsin dalgın bir yolcuyaSarmaşıklar arasından o mor gramafon çiçekleriSesin morun beyaz çizgilerde açısındaVe bilsen nasıl özlerim o durmadan koşan çocuğuGözlerinle dudağım arasında.
Yorgun kentler ürkütmesin yüreğiniYazlıkların sularına kapılmaNakışla usun ve hüznünle dört mevsimiDurmadan an ve sesinle çiz çocuklaraSuskunda yol alan ve kararlı treni.Sevdanın ve inancın traversidir raylarındaSilerken gözlerindeki teriGeçmiş ve yanılgılar tuzlaşır parmaklarındaBir de acının umuda tozalan kemiği.
Yetmezlikler çürümüş kentleridir geçmişimizinEski gazeteler gibi sararır sonundaVe dizersin bir sure gibi yetinmeyiKüçük puntolarla kıraç bir kağıdaOkumayı ilk söken çocukların erinciYeni bir kenti oluştururken alnında.Yalnızca çocuklardır parkların gündüz bekçileriGeceyi bırakırken dingin usuna.
An beni. Mahsur kalan sevdanın koyaklarında.