Little Gidding
Karakışta bahar kendine özgü mevsimdirGünbatımında donuklaşsa da sonsuzdur,Zamanda asılı, kutupla dönence arasında.Kısa gün ışıl ışıl olunca, ayaz ve ateşle,İvecen güneş buzu tutuşturur gölcük ve hendeklerde,Sıcaklığın yüreği olan rüzgihsız ayazda,Yansıtarak suyumsu bir aynadaBir ışıltıyı, körlüktür bu öğle saatinde.Ve parıltı, daha yoğun çalı ve maltız alevinden,Uyandırır suskun ruhu: yel değil yortu ateşiYılın karanlık zamanında.Erimeyle donma arasındaRuhun öz suyu titrer. Ne toprak kokusu vardırNe de yaşayan şeylerin kokusu. Bahar zamanıdır buAma zamanın sözerdiği değil. Şimdi çitBir saatliğine ağarır geçici çiçekleriyleKarın, daha beklenmedik bir çiçekYaz çiçeğinden, ne tomurarak ne de solarak,Yani kuşak düzeninde değil.Nerededir yaz, düşlenemeyenSıfır derece yaz?
… … … … … … … Buradan gelseydin,Sapman beklenen yola saparak,Gelmen beklenen yerden gelerek,Buradan gelseydin Mayısta, görürdün çitleriGene bembeyaz, Mayısta, kösnül tatlılığıyla.Gene aynı olacaktı yolculuğun sonunda,Umarsız bir kral gibi gece gelseydin,Neden geldiğini bilmeyerek gündüz gelseydin,Gene aynı olacaktı, bozuk yoldan ayrılıp daDomuz ahırı ardından sapınca iç sıkıcı yapıyaVe mezar taşına. Niye geldim diye ne düşündüysenYalnız kabuğudur, kapçığıdır anlamınKi amaç yalnız o amaca ulaşılınca anlaşılır,O da ulaşılırsa. İsterse hiç amacın olmasınYa da tasarladığın son’ un ötesindedir amaç,Ulaşılınca değiştirilir. Öyle yerler vardır kiDünyanın da ucudur, bazıları deniz mağaralarında,Ya da karanlık bir gölde, bir çöl ya da bir kentte¬Ama en yakını budur, yer ve zaman bakımından,Şimdi ve İngiltere’ de.
… … … … … … … Buradan gelseydin,Saparak istediğin yola, başlayarak istediğin yerden,İstediğin zamanda ya da istediğin mevsimde,Hep aynı olacaktı: Savmak zorunda kalacaktınDuygu ve düşünceyi. Burada gerekmez doğrulaman,Eğitmen kendini, ya da merak gidermenYa da haber yayman. Diz çökmen gerekir burada,Yakarışın geçerli olduğu yerde. Ve yakarış başkadırBir sözcükler dizisinden, bilinçli uğraşıdırYakaran kafanın, ya da mırıltısı yakaran sesin.Ve ölüler neyi söylemediyse hiç, yaşarken,Anlatabilirler sana, ölüyken: HaberleşirÖlüler ateş diliyle, değil yaşayanların diliyle.Burada, zamansız an’ ın kesişme yeriİngiltere’ dir, başka yer değil. Hiç ve hep.
IIYaşlı bir adamın yenindeki külYanan güllerden kalan külün tümüdür.Havada asılı kalan tozlarÖykünün bittiği yeri gösterir.Tozun solunmadığı yer bir evdi-Bir duvar, bir lambri ve fare.Umut ve umarsızlığın ölümü,… … … Bu, ölümüdür havanın.
Taşkın ve kuraklık vardırGözlerde ve ağızlarda,Ölü su ve ölü kumBirbiriyle aşık atmada.Kavrulup yarılmış toprakŞaşkın bakar hiçliğine cakanın,Güler ama neşesiz.… … … … Bu, ölümüdür toprağın.
Suyla ateş yerini aldıKentin, otlağın ve yoz otların.Su ile ateş alaya alırKurbanı ki yadsımıştık.Su ile ateş çürütecektirBozuk temelini, unuttuğumuzMihrap ile koro yerinin.… … … Bu, ölümüdür suyla ateşin.
O belirsiz saatte sabah olmadan… … … Upuzun gecenin sonuna doğru… … … Sonsuzun tekrarlanan sonundaBir kara güvercin, dili titreyerek… … … Dalınca yuvaya dönüş ufkunun altına
… … … Ölü yapraklar teneke gibi takırdarkenAsfalt üzerinde, başka ses yokken hiç,… … … Dumanlar yükselen üç bölge arasında… … … Birine rastladım, yürüyordu, aylak ve ivecen,Sanki sürükleniyordu metal yapraklar gibi… … … Kentin tanyeli önünde, karşı koymadan.… … … Ve ben yeğlemişken başım önde yürümeyi,Bu, irdelemeyi gösterir ki onunla meydan okuruz… … … Alaca karanlıkta ilk rastlanan yabancıya,… … … Birden gözüme ilişti birkaç ölü öğretmen,Onları tanırdım, unutmuşum, şöyle böyle hatırladım,… … … Tek tek hepsini; derin yüz çizgileriyle… … … Tanıdık ve bileşik bir hayaletin gözleri,Hem içten, hem de kimliği belirsiz.… … … Onun’ çin ikili bir rol üstlenip seslendim… … … Ve duydum birisinin sesini: ‘ Ne! Sen burada ha? ’Olmadığımız halde. Ben gene aynıydım,… … … Ama kendimin bir başkası olduğunu bilerek¬… … … Ve o, yeni oluşan bir yüz; ancak sözler yettiÖncelik verdikleri tanınmayı zorunlu kılmaya.… … … Ve böylece, her günkü yelin önünde,… … … Çekişmeyecek kadar birbirine yabancı,Uyum içinde bu kesişme zamanında… … … Bir yerde buluşamamanın, ne önce, ne sonra,… … … Adımladık kaldırımları bir ölü yürüyüş koluyla.Dedim: ‘ Duyduğum şaşkınlığa düşmek kolaydır,… … … Ama kolaylık nedenidir şaşkınlığın. Onun’ çin konuş:… … … Kavramayabilir, hatırlamayabilirim.’Dedi: İstekli değilim tekrarlamaya… … … Düşüncelerimle kuramlarımı, unuttuğun.… … … Bir işe yaradı onlar: Bırak yarasınlar.Seninkiler de öyle, ve yakar, bağışlansınlar… … … Başkalarınca, nasıl yakarıyorsam sana bağışla diye… … … Kötüyü ve iyiyi. Son mevsimin meyvesi yendiVe tam doyan hayvan tekmeleyecektir boş helkeyi… … … Çünkü bıldırın sözleri bıldırın dilindedir… … … Ve gel-yılın sözleri bir başka ses bekler.Ama yolculuk şimdi hiç engel çıkarmadığından… … … Ruhlara, yatıştırılmamış ve yabancı,… … … İki dünya arasında, birbirine çok benzer,Ve sözler bulurum, söylemeyi hiç düşünmediğim,… … … Caddelerde, bir daha gezinmeyi hiç düşünmediğim,… … … Uzak bir kıyıda bıraktığım zaman gövdemi.İlgimizi çeken konuşmadır ve konuşma bizi… … … Oymakların ağzını arıtmaya zorladığından… … … Ve aklı uzgörüye yönelttiğinden,Bırak açıklayayım yaşlılığa saklanan yetenekleri… … … Taçlandırmak için hayat boyu süren çabaları.… … … Önce, ölen duyuların soğukça sürtünmesiKendinden geçmeksizin, hiçbir şey sözermeden… … … Gölge meyvenin acımsı tatsızlığından başka,… … … Gövde ve ruh başlarken birbirinden ayrılmaya.Sonra, bilinçli hadımlığı öfkenin… … … İnsanın aptallığına, ve yırtılışı… … … Kahkahanın, eğlenmeyi durduran şeye.Ve en son, tekrarlamanın burucu acısı… … … Ne yapmış ve ne olmuşsan; utancı… … … Sonradan açıklanan güdülerin, ve kavramakNe varsa kötü yapılan, hem de başkalarının zararına,… … … Ki erdemlerin deneyimi sanırdın eskiden.… … … Evet, soytarının onaması yaralar ve onur lekelenir.Sabrı tükenen ruh günahtan günaha… … … İlerler, bağışlanmadıkça o arıtan ateşce,… … … Orada ölçülü davranmalısın, bir dansör gibi.Gün ağarıyordu. Çirkinleşen caddede… … … Ayrıldı benden, bir tür vedalaşmayla,… … … Ve gözden yitti borular öterken.
IIIÜç durum vardır ki çok kez benzer görünürlerAma bambaşkadırlar, aynı çitte gelişseler de:Bağlılık kendine, şeylere ve kişilere; kopuklukKendinden, şeylerden, kişilerden ve aralarında büyüyerek, kayıtsızlık,Ölüm nasıl benzerse hayata benzer öbürlerine,İki hayat arasında olarak – çiçeklenmeden, arasındaCanlı ve ölü ısırganların. Anıların kullanımıdır bu:Kurtuluş için – aşkın azlığı değil de aşkınİstekten öte gelişmesi ve böylece kurtuluşGeçmişten de gelecekten de. Böylece bir vatan aşkıKendi eylem ortamımıza bağlılık halinde başlarVe sonunda o eylemi pek önemsiz bulur,Hiç de önemsiz değilken. Tarih kölelik olabilir,Tarih özgürlük olabilir. Şimdi yok oluyorlar, bak,Yüzler ve yerler, onları elbette seven benlikleriyle,Üne kavuşmak, yücelmek için, bir başka düzende.Günah gereklidir, amaHepsi iyi olacak, veHer türlü şey iyi olacak. Gene düşünürsem bu yeri,Ve insanları, çoğu övgüye değmez,Değil yakın hısımları ya da iyiliği,Ama kendine özgü bazı dâhileri,Hepsi etkilenmiş sıradan bir dâhiden,Bölündükleri bir çekişmede birleşmişler;Düşünürsem bir kralı gün batarken,Üç adamla nicelerini, darağacında,Ve bazılarını ki ölüp unutuldularBaşka yerlerde, burada, ülke dışında,Ve birisini ki ölürken kör ve sessizdi,Ne diye övüp onurlandırmalıyızBu ölü insanları ölenlerden daha çok?Çanları geçmişe doğru çalmak değildir bu,Ne de bir büyüdürHayalini çağırmak için bir Gülün.Eski hizipleşmeleri canlandıramayızEski politikaları yenileyemeyizYa da antik bir davulu izleyemeyiz.Bu insanlar, ve onlara karşı çıkanlarVe onların karşı çıktıklarıOnaylarlar sessizlik anayasasınıVe toplanırlar tek bir partide.Talihlilerden ne kaldıysa bizlereBiz almışızdır yenilenlerdenBırakmak zorunda olduklarını – bir simge:Bir simge, ölümde yetkinleştirilen.Ve hepsi iyi olacak, veHer türlü şey iyi olacakArıtılmasıyla güdülerinBizim yakarma yerimizde.
IVDalışa geçen kumru havayı yararAkkor halindeki dehşetin aleviyle,Ve o alevin dilleridir ilân edenTek kurtuluşu günah ve yanlılıktan.Tek umut, yoksa, tek umutsuzluk
… … … Ceset için odun seçmededir, seçmede-… … … Kurtarılmak için ateşten ateşle.
Kim buldu öyleyse üzgüyü? Aşk.Aşk pek tanınmamış bir Ad’ dırO ellerin ardında, hep örüp dururDayanılmaz alevden gömleği,Onu da insan gücü çıkaramaz.Biz yalnız yaşarız, ah ederiz işteTüketilerek ya ateşle ya da ateşle.
VBaşlangıç dediğimiz çoğunlukla son’ durVe sona erdirmek başlangıç yapmaktır.Son, yola çıktığımız yerdir. Ve her cümlecikVe cümle ki doğrudur (yani her sözcük yerindedir,Ötekileri tamamlamak için yerini alır,Sözcük, ne çekingen, ne de gösterişçi,Eskilerle yeniler arasında kolay bir ilişki,Halkın sözcüğü doğru, kabalaşmaksızın,Resmi sözcük kesin, fakat bilgiççe değil,Çiftlerin hepsi birlikte dans ederek)Her cümlecik ve her cümle bir son ve başlangıçtır,Her şiir bir yazıt. Ve herhangi bir eylemBir adımdır idam kütüğüne, ateşe, denizin gırtlağınaYa da okunamayan bir taşa: ve bu, çıkış yerimizdir.Biz ölürüz ölenlerle:Bak, ayrılıyorlar, ve biz onlarla gidiyoruz.Biz doğarız ölülerle:Bak, dönüyorlar, ve bizi de getiriyorlar.Gülün zamanıyla porsukağacının zamanıEşit sürelerdir. Tarihi olmayan halkKurtarılamaz zamandan, çünkü tarih bir düzenidirZamansız anların. Öyleyse, ışıklar zayıflarkenBir öğleden sonra kışın, sessiz bir tapınaktaTarih şimdidir ve İngiltere’ dir.
… … Resmiyle bu Aşkın ve sesiyle bu Çağrının
… … Geri kalmayacağız araştırmaktanVe bütün araştırmalarımızın sonuYola çıktığımız yere varmakVe orayı ilk kez tanımak olacaktır.Bilinmeyenler içinde, hatırlanan kapı
Ki toprağın sonu bıraktı bulunsun diye,Bir yerdir ki başlangıç idi;En uzun nehrin kaynağında,Sesi, gizlenmiş çavlanlarınVe elma ağacındaki çocuklarınBilinmez, çünkü aranmamıştırAma duyulmuştur, yarı duyulmuş, denizinDurağanlığında iki dalga arası.Hemen şimdi, buraya, şimdi, hepBütünüyle bir yalınlık hali(Her şeyden ucuza patlamayan)Ve hepsi iyi olacak veHer türlü şey iyi olacakAlevin dilleri bükülünceTaçlanmış ateş yığınının içineVe tek varlık olunca ateşle gül.