Thomas Stearns Eliot

Hamlet

Hamlet oyununun ilk sorun olduğunu, Hamlet karakterinin ancak ikinci derecedekaldığını pek az eleştirmen kabul etmiştir. Hamlet karakteri, o en sakıncalıeleştirmen türü için özellikle bir ayartıcı olagelmiştir. Bu türeleştirmeninin kafası doğuştan yaratıcı bir düzen taşır, ama yaratma gücündekibir eksiği yüzünden kendini eleştiri alanında dener. Böyle kafalar, çoğu zamanHamlet'de kendilerindeki sanatçı yanı ortaya koymalarına yarayacak bir özellikbulmuşlardır. Hamlet'den bir Werther yapan Goethe'nin, Hamlet'den birColeridge yapan Coleridge'in kafaları böyleydi; belki kisi de, Hamlet üzerineyazarken, ilk işlerinin bir sanat yapıtını incelemek olduğunu unutmuşlardı.Goethe ile Coleridge'in Hamlet konusunda yazarken ortaya koydukları eleştiritürü, karşılaşabileceğimiz en yanıltıcı türdür. Çünkü, her ikisi de kendiyaratıcı güçlerinin ortaya çıkardığı değişik Hamlet'i, Shakespeare'inkininyerine koymakla, eleştiride düştükleri yanlışı daha usa yatkın kılmışlardır.İyi ki Walter Pater bu oyun üzerinde durmaya kalkışmamıştı.

Günümüzün iki yazarı, Mr. J.M. Robertson ile MinnesotaÜniversite'sinden Profesör Stoll, karşı yönde bir davranış olarak övgüye değerküçük kitaplar çıkardılar. Mr. Stoll, on yedinci ve on sekizinci yüzyıleleştirmenlerinin emeklerini yeniden bize anımsatarak değerli bir hizmetgörürken, şu gözlemde bulunuyor:

"Onlar, kendilerinden sonrak Hamlet eleştirmenlerinden daha azruhbilim bliiyolardı, ama ruhca Shakespeare'in sanatına dahayakındılar; baş karakterin önemi üzerinde değil de, daha çok bütününönemi üzerinde direnirken, eski moda tutumlarıyla oyun sanatınıngizlerine daha çok yaklaşmış oluyorlardı."

Sanat yapıtı, sanat olarak yoruma gelmeyendir; yorumlanacak hiçbirşeyi yoktur; onu ancak ölçütlere göre, başka sanat yapıtlarıylakarşılaştırırak eleştirebiliriz; «yorum»a gelince, bunda başlıca amaç yapıtlailgili, okurun bilemeyeceği tarihsel olguların tanıtılması olmalıdır. Mr.Robertson, pek haklı oalrak, Hamlet eleştirmenlerinin, Hamlet'de apaçık olmasıgereken şeyi görmemekle nasıl başarısızlığa düştüklerini gösteriyor: Hamlet,her biri kendinden öncelerin yaptığından kendi yaptığını çıkaran bir dizideğişik adamın çabalarını yansıtan katmanlı bir oluşumdur. Oyunun bütününüShakespeare'in kendi tasarımı sayacak yerde, Hamlet'in son biçiminde bilekendini gösteren çok ham gereçler üzerine kurulmuş olduğunu düşünürsek,Shakespeare'in yapıtı apayrı görünür bize.

The Spanish Tragedy, Arden of Feversham gibi birbirine hiç benzemeyeniki oyunun yazarı olduğunu kesinlikle bildiğimiz, olağanüstü bir dramatik(şiirsel değilse bile) deha taşıyan Thomas Kyd'in de daha önce yazılmışHamlet'i olduğunu biliyoruz; bunun nasıl bir oyun olduğunu üç ipucundankestirebiliriz: The Spanish Tragedy'nin kendisinden; Belleforest'in yazdığı,Kyd'in Hamlet'inin kaynağı olması gereken öyküden; Shakespeare'in sağlığındaAlmanya'da oynanan, Shakespeare'in değil Kyd'in oyunundan yapıldığı kesinkanıtlarla belirtilmiş bir uyarlamadan. Bu üç kaynaktan açıkça anlaşılır kiilk oyunun konusu yalnızca bir öç konusudur; eylem, ya da gecikme, korumagörevlileriyle çevrili bir zorba kralı öldürmenin güçlüğünden doğar; Hamlet'in«delilik»i ise, kuşkulardan kaçmak için ustaca düzenlenmiştir. Öte yandan, sonoyun olan Shakespeare'inkinde öçten daha önemli bir konu çıkar ortaya; böyleceöç konusu «gölgelenmiş» olur; öç almadaki gecikmenin gerekçesi, bu gecikmeninne gibi bir yarara dayandığı iyice açıklanmaz; «delilik» kralın kuşkularınıuyutmak öşyle dursun, daha çok uyandırmak içindir. İnandırıcı olacak ölçüdetam bir değişiklik değildir bu. Üstelik, The Spanish Tragedy'ye o denliyaklaşan koşut deyiş biçimleri vardır ki, Shakespeare'in yaptığı işin, Kyd'inoyununu "düzelterek yazmak"tan başka bir şey olmadığına kuşkumuz kalmaz. Sonolarak, oyunda açıklanmadan bırakılmış sahneler vardır - Polonius-Leartes,Polonius-Reynaldo sahneleri-, bunlar hoş görülecek gibi değildir; bu sahnelerKyd'in koşuk biçiminde yazılmamıştır, Shakespeare'in biçeminde olmadıkları daapaçıktır. Mr. Robertson bu sahnelerin de gerçekte Kyd'in oyunundan alınmışolduğunu, Shakespeare'in bu bölümleri başka bir yerden, belki de kendisindenönce aynı ıyunu işleyen üçüncü kişi Chapman'dan aktardığını ileri sürer.Giderek, çok kesin kanıtlarla Kyd'in oyununun da öbür uç oyunları gibi beşerperdelik iki bölümden kurulmuş olduğunu söyler. Bizce Mr. Robertson'un vardığışu sonucun doğruluğu yadsınamaz: Shakespeare'in "Hamlet"ini, Shakespeare yapanayrımı, bir ananın işlediği suçun oğlu üzerindeki etkisini konu edinmesidir.Shakespeare bu konuyu eski oyunun «çetin» gereçleri üzerine başarıylakuramamıştır.

İşin çetinliği sugötürmez bir gerçektir. Shakespeare'in baş yapıtıolmak şöyle dursun, oyun düpedüz bir sanat başarısızlığıdır. Çok yönlerden,bocalatıcıdır; öbür oyunların hiçbirinde görülmeyen rahatsız edici birniteliği vardır. Oyunların içinde en uzunu, belki de Shakespeare'i en çokuğraştırmış olanıdır; gene de buradaki tutarsız, fazla sahneler, üstünkörü birdüzeltmede bile yazarın gözünden kaçmayacak türdendir. Koşuk değişikliklergösterir:

Look, the morn, in russet mantle clad,Walks o'er the dew of yon high eastern hill,

(Bakın ama, kızıl bir örtüye bürünmüş sabah, doğudakiyüksek tepenin çiğleri üstünde yürür.)

gibi dizeler "Romeo and Juliet"i yazan Shakespeare'in dizeleridir. V. Perde,II. Sahnedeki şu dizeler ise:

Sir, in my heart there was a kind of fightingThat would not let me sleep...Up from my cabin,My sea-gown scarf'd about me, in the darkGrop'd I to find out them: had my desire;Finger'd their packet;

(Efendim, bir çatışma vardı içimde beni uyumaktanalıkoyan... Deniz giysilerimi geçirdim üstümekamaramdan yukarı çıtkım. Karanlıkta el yordamıylaaradım onları: İsteğime ulaştım; aşırdım çıkınlarını ;)

tam olgunluk çağının dizeleridir. Ustalıkta olsun, düşüncede olsun birtutarsızlık göze çarpar. Oyunu Shakespeare'in çetin gereçlerle kurulu, koşukdüzeni başarısız öbür ilgi çekici oyunu "Measure for Measure" ile aynı dönemesokmakla kuşkusuz pek yerinde davranmış oluruz. Bu dönemin ardından"Coriolanus"da doruğuna varan, başarılı tragedyalar dönemi gelir. "Coriolanus"belki de Hamlet kadar «ilginç» değildir ama, "Anthony and Cleopatra" ilebirlikte Shakespeare'in en güvenilir sanat başarısıdır. Belki de çoğu kimseninHamlet'i bir sanat yapıtı saymasının nedeni, ona sanat yapıtı olarak ilgiduymaları değil, salt onu ilginç bulmalarıdır. Yazın dünyasının «MonaLisa»sıdır Hamlet.

Hemlet'teki başarısızlığın nedenleri, öyle birden kavranacak türdendeğildir. Oyundaki temel coşkunun, bir oğlunun suçlu anasına karşı duygularıolduğunu söylerken Mr. Robertson doğruluğu apaçık bir sonuca varır:

"(Hamlet'in) sesi annesinin düşüklüğünden ötürü acılar çeken birkimsenin sesidir... Bir ananın suçluluğu hemen hemen çekilmez bir oyunkonusudur; ama, ruhbilimsel bir çözüm getirmesi ya da daha doğrusu,sezinletebilmesi için, bu konunun sürdürülmesi, vurgulanmasızorunluydu.»

Gene de hepsi bununla bitmiyor. Shakespeare'in, «bir ananın suçu»nu,Othello'nun kuşkusu, Antonious'un çılgınca sevgisi, Coriolanus'un gururu gibiişleyemeyeceği değil bütün sorun. Hamlet'in konusu, uygun bir yoldagenişletilerek bunlar gibi anlaşılması kolay, bütünlüğü olan, açık seçik birtragedya haline getirilebilirdi. Soneler gibi Hamlet de Shakespeare'ingünışığına çıkaramadığı, derinliklerine dalamadığı, ya da sanat biçimineaktaramadığı birtakım öğelerle doludur. Tıpkı sonelerde olduğu gibi, Hamlet'dede bu dugyuyu nerede bulabileceğimizi kestirmek güçtür. Konuşmalardabulamazsınız onu; gerçekten de, iki ünlü «kendi kendine konuşma»yı inceleyin,Shakespeare'in koşuk düzenini görürsünüz, ama başka birinin, belki de "TheRevenge of Bussy d'Ambois"nın V.Perde, I. Sahnesini yazan kişinin ortayakoyabileceği bir içerikle karşılaşırsınız Shakespeare'in Hamlet'ini ne eylemdebulabilirsiniz, ne de seçebileceğimiz herhangi bir alıntıda; bu eksiğiyönünden oyun, Kyd'ın oyunundan bile öteye geçemez.

Coşkuyu sanat biçiminde dile getirmenin tek yolu, ona bir «nesnelkarşılık» bulmaktır. Başka bir deyimle, o belirli coşkunun örneği olabilecekbir nesneler dizisi, bir konuma, bir olaylar zinciri bulmaktır. Öyle ki,duyusal yaşantı çerçevesinde algılanacak o olguların verilmesiyle coşkubirdenbire uyandırılmış olsun. Shakespeare'in daha başarılı tragedyalarındanherhangi birini incelerseniz, bu şaşmaz dengeyi görürsünüz; görürsünüz kiuykuda yürüyen Lady Macbeth'in zihinsel durumu, imgelenmiş duyu izlenimlerininustaca bir araya getirilmesiyle iletilir size; karısının ölümünü işitenMacbeth'in sözleri, oyundaki olaylar zincirinin son halkasından kendiliğindendoğuvermiş gibidir. Sanatın «zorunluluğu», ortaya konanlarla, duyulan coşkununtam bir karşılıklı denge halinde olmasını gerektirir. Bu da Hamlet'dekieksikliğin ta kendisidir. Hamlet (kişi) anlatılamaz bir coşkunun uyruğualtındadır; bu coşku ortaya konan olguları aşmaktadır. Hamlet ile yazarıarasında varsayılan özdeşlik, şu noktada gerçektir: Hamlet'in duygularınanesnel eşdeğer bulamamaktan doğan bocalaması, yazarının sanat sorunukarşısındaki bocalamasının bir uzantısıdır. Hamlet'in bütün güçlüğü,tedirginliğine neden olan annesinin, kendisinin duygularına yeterli bireşdeğer olamayışıdır; duyguları, annesini içine alır, aşar. Anlayamadığı,nesnelleştiremediği bu duygu, böylece, yaşamasını zehirleyen, onu eylemdenalıkoyan bir engel olarak kalır. Seçebileceği hiçbir davranış bu duyguyuyatıştıramaz, Shakespeare'in de olay örügüsünde yapabileceği hiçbirdeğişiklik, Hamlet'i dile getirebilme olanağını vermezdi kendisine. Nesnelkarşılğa engel olan şey, doğrudan doğruya buradaki sorunun verileri, buverilerin doğasıdır. Gertrude'un suöluluğunu arttırmakla Hamlet'de bütünüyledeğişik bir coşku sağlanabilirdi; Gertrude yalnızca olumsuz, anlamsızkarakteri yüzünden Hamlet'de birtakım duygular uyandırır; gerçekte buduygulara kaynak olabilecek güçte değildir.

Hamlet'in «delilik»i Shakespeare'in elinde oyuncaktır; daha öncekioyunda bu delilik, seyircinin de anladığını söyleyebileceğimiz, baştan sona,yalın bir düzendir. Shakespeare'de ise delilikten az, yapmacıktan arta birşeydir. Hamlet'in yersiz şakacılığı, tümceleri yineleyişi, söz oyunları,kuşkulardan kaçmak için ustaca düzenlenmiş ölçülü biçili bir yol değil, birtür duygusal boşalmadır. Hamlet karakteri yönünden düşünürsek, bu, eylemedökülemeyen bir coşkunun düştüğü gülünç durumudur. Nesnesi olmayan, ya danesnesini aşan, coşkun, korkunç, yoğun duygular her duyarlı kişininkarşılaşabileceği şeylerdir; hiç kuşkusuz hekimlerin çalışma alanına girer bukonu. Sık sık delikanlılıkta görülür böyle duygular; sıradan kişi, buduyguları uyutur, ya da günlük iş yaşamına uyacak biçimde yontar; sanatçı isedünyayı coşkularında yoğunlaştırma yetisi ile onları canlı tutar, Laforgue'unHamlet'i bir delikanlıdır; Shakespeare'in Hamlet'i ise değildir; onun için buyolda açıklanamaz, duyguların taşkınlığı hoşgörülemez. Şunu çekinmedensöyleyebiliriz ki Shakespeare burada başından büyük bir işe girişmiştir. Buişe neden giriştiği çözülemeyecek bir bilmecedir; hangi yaşantının zorlayışıile anlatılamayacak ölçüde korkunç olanı dile getirmeye yeltenmiştir, bunu hiçbilemeyiz. Bunun için, yaşamından birçok olayı bilmemiz gerekir; Montaigne'in"Apologie de Raimond Sebond"unu (II. 12) okuyup okumadığını, ne zaman, hangikişisel yaşantıyla birlikte, ya da hangi yaşantıdan sonra okuduğunu bilmemiziyi olurdu. Sonuç olarak, olguların ötesine taşan, bu yüzden de kavranamaznitelikte olan bir yaşantıyı bilmek zorunda kalıyoruz.Shakespeare'inkendisinin bile anlayamadığı şeyleri anlamamız gerekiyor.

(1919)

Temalar