Thomas Stearns Eliot

Dört Kuartet

Şimdiki zamanın ve geçmiş zamanınHer ikisi belki de içindedir gelecek zamanın,Ve gelecek zaman kapsanır geçmiş zamanda.

“Yukarı giden yol aşağı giden yolun aynısıdır”. (Heraklit)

– I –

Eğer zaman hep buradaysaYakası bırakılmaz bütün zamanların.Bir soyutlama olabilecek şeyÖlümsüz bir olasılık olarak kalakalırHüsnükuruntuların dünyasında yalnızca.Olabilecek olan ve olmuş olan şeyİşaretler her daim varolan aynı şeyi.Bellekte adımların yankısıGeçmediğimiz geçitten aşağı geçerekHiç açmadığımız kapıdanGirelim gül bahçesine. Yankılanır sözlerimBöylece, zihninde.

Fakat hangi maksatlaRahatsız etmeli ki gül yapraklı bir kasedeki tozuBilmem.

Diğer yankılarŞeneltir o bahçeyi? Takip edelim mi?Acele, dedi o kuş, bul onları, bul onları,Köşeyi dönünce. İlk kapı arasından,İlk dünyamızın içine, takip edelim miArdıçkuşunun hilesini? İlk dünyamızın içine,Oradaydılar, vakur, görünmez,Devinmekte ağırlıksız, o ölü yapraklar üstünde,Sonbahar sıcağında, titreşen hava boyunca,Ve çağırdı o kuş, yanıtladıÇalılık içinde saklı duyulmamış bir tınıyı,Ve geçip gitti görülmemiş bir göz ışını, çünkü o güllerBakılmış olan çiçeklerin biçimini almıştı.Orada onlar misafir gibiydiler, ağırlanan ve ağırlayan.Sonra gittik, ve onlar da, belirlenmiş bir şekilde,Daracık boş sokaklar boyunca, her dem yeşil çemberin içine,Boşaltılmış gölcüğün dibine bakmak için.Kurut o gölcüğü, kurut o betonu, kahverengi kenarlı,Ve o gölcük dolmuştu günışığının suyuyla,Ve lotus doğruldu, usulca, usulca,Yüzey kaydı ışığın yüreğinden,Ve ardımızda kaldılar, yansıdılar havuzda.Derken geçiverdi bir bulut, ve o gölcük boştu.Git, dedi o kuş, çünkü o yapraklar çocuklarla doluydu.Heyecanla saklanmış, gülüşler içeren.Git, git, git, dedi o kuş: insanlıkTahammül edemez çok fazla gerçekliğe.Geçmiş zaman ve gelecek zamanOlabilecek olan ve olmuş olan şeyİşaretler her daim varolan aynı şeyi.

– II –Sarımsak ve safirler çamurdaPıhtılaştırırlar tekerin gömülü dingilini.Kandaki tiril tiril telMüzmin yaraların altında şakırYatıştırır haylidir unutulmuş savaşları.Atardamar boyunca dansAkkanın dolaşımıYıldızların yönelişince biçimlenmişYükselir yaza ağaçtaDeviniriz devinen ağaç üstündeEtkilenmiş yaprak üstündeki ışıktaVe işit sırılsıklam zemindeAşağıda, tazı ve yabandomuzuSürdürür yaptıklarını daha önce olduğu gibiFakat uzlaşmışlar yıldızlar arasında.

Dönen dünyanın dingin noktasında. Ne ten ne de tensiz;Ne bir yerden ne de bir yere; dingin noktada, oradadır o dans,Fakat ne tutuluştur ne de devinim. Ve süreklilik deme buna,Geçmiş ve geleceğin topladığı yer. Ne bir yerden devinim ne de bir yere,Ne yükseliş ne de çöküş. O noktayı saymazsak, o dingin noktayı,Dans olamazdı, ve sadece o dans var.Orada bulunmuştuk, tek söyleyebileceğim bu: neresi, söyleyemem.Ve söyleyemem, ne kadar, çünkü bu zamanın içine yerleştirmektir onu.Pratik arzudan içsel özgürlük,Eylemden ve acı çekmeden kurtuluş, kurtuluş içselVe dışsal zorlamadan, gene de kuşatılmışBir his inayetiyle, beyaz bir ışık dingin ve devinmekte,Erhebung kımıltısız, dışarıda bırakmadanYoğunlaştırma, yeni ve eski bir dünyanınİkisi de apaçık kıldı, anladıKısmi vecdini tamamlanmışlığın,Kısmi dehşetin çözülmüşlüğünü.Gene de geçmişin ve geleceğin zinciriÖrülmüş değişen bedenin zayıflığında,Korur insanoğlunu tenin tahammül edemeyeceğiCennetten ve lanetten.

Geçmiş zaman ve gelecek zamanİzin verir birazcık şuura.Şuurlu olmak zaman içinde olmamaktırFakat yalnızca zaman içindedir gül bahçesindeki o an,Yağmurun vurduğu o çardaktaki o an,Sis altındaki o esintili kilisedeki o anAnımsanır; iç içe geçmiş, geçmişle ve gelecekle.Yalnız zaman aracılığıyla fethedilir zaman.

– III –Buradadır şefkatsizliğin bir yeriZaman önce ve zaman sonraKısık bir ışıkta: GölgeyiFani güzelliğe döndürüp, yavaş devirleKalıcılık öneren, berrak sessizliğiyleBiçimi kuşatan günışığı değil,Ne de karanlıktır arındıran ruhuBoşaltarak tensel olanı mahrumiyetleTemizleyerek şefkati zamandan.Ne çokluktur ne de boşluk. Sadece bir titreşimÜstünden zaman geçmiş kasılmış yüzlerdeŞaşkınlıktan şaşkınlıkla şaşırmışHayallerle dolmuş ve anlamdan boşalmışYoğunlaşmadan kabarmış kayıtsızlık,Döndürür fırıl fırıl insanları ve kağıt parçalarını,Soğuk yel eser öncesinde ve sonrasında zamanın,Sakat ciğerler soluk alıp verirZaman öncesi ve zaman sonrası.Sayrı ruhların fışkırmasıO solmuş, o uyuşuk havadaTaşınır Londra’nın kasvetli tepelerini süpüren rüzgârda,Hampstead ve Clerkenwell, Campden ve Putney,Highgate, Primrose ve Ludgate. Burada değilBurada değil karanlık, bu cıvıldayan dünyada.

Alçal daha da, alçal sadeceDaimi yalnızlığın dünyasına,Dünya değil dünya, fakat o dünya olmayan,Dahili karanlık, yoksun kalışVe bütün mülkiyetlere el konuluş,His dünyasının kurutuluşu,Hayal dünyasının boşaltılması,Ruh dünyasının çalışmaması;Budur o tek yol, ve diğeriAynısıdır, devinimde değilFakat sakınmak devinimden; içgüdüselDevinirken dünya metalli yollarındaGeçmiş zamanın ve gelecek zamanın

– IV –Zaman ve çan gömmüştü günü,O kara bulut alıp götürür güneşi.Bakar mı günebakan bize, filbahriDüşer mi aşağı, eğilir mi bize; bükülüp serpilir miKavrayıp sarılır mı?SoğukParmakları porsukağacının kıvrılıpSarksın mı bize? Yalıçapkınının kanadıYanıtladıktan sonra ışık ışığa, ve sustuğunda, o ışık suskundurDönen dünyanın o dingin noktasında.

– V –Sözcükler devinir, müzik devinirZamanda sadece; fakat sadece yaşıyor olanÖlebilir sadece. Sözcükler, konuşmadan sonra, erişirSessizliğin içine. Yalnız şekille, örüntüyle,Sözcükler ya da müzik erişirSessizliğe, bir Çin vazosunun sessizceDevinmesi gibi kendi sessizliğinde.Kemanın devinimsizliği değil, nota sürdüğü sürece,O değil sadece, fakat birlikte varoluş,Ya da bitiş önünden gider başlangıcın diye söyle,Ve bitiş ve başlangıç hep oradaydıBaşlangıçtan önce ve bitişten sonra.Ve her şey heptir şimdi. Sözcükler gerilir,Yarılır ve bazen kırılır, o yük altında,Gerilim altında, değerden düşer, kayar, yok olur,Çürür özensizlikten, durmaz yerinde,Sessiz durmaz. Azarlayan, alay eden,Ya da çene çalan feryat figan seslerSaldırır onlara her zaman. En fazlaÇöldeki Kelime’ye saldırır ayartmaların sesleri,O ağlayan gölge cenaze dansındaAvutulmaz korkunç hayalin gürültülü ağıtı.

Devinimdir örüntünün detayı,On merdivenli figürde olduğu gibi.Arzunun kendisi devinimdirKendi başına cazip değildir;Aşk kendi başına devinimdir,Devinimin bitişi ve nedenidir sadece,Ebedi, ve arzu duymazZamanın algılayışı hariçTutuklu sınırlamanın biçimindeArasında oluş-değil ile oluşun.Ansızın güneşin bir eksenindeToz devinirken hâlâYükselir o gizlenmiş kahkahaYeşillikler içindeki çocuklardanÇabuk şimdi, burada, şimdi, hep –Gülünç o israf edilmiş acıklı zamanUzanıyor önceye ve sonraya.

Temalar