Sylvia Plath

Mektupları Yakıyorum

Bir yangın başlattım ben; bıktığımdan artıkeski mektupların beyaz renkli yumrukları ve öldüren gevezeliğindençöp kutusuna epey yaklaştığımda.Benim bilmediğim neyi biliyorlardı ki sanki?Kaçak bir araba gibi pak su sevdasının sırıtarak uzaklaşmasıylatüm kum taneleritek tek gözler önüne serildiBen hilekâr değilim.Aşktan, bıktım artık aşktanİçinde nefret taşıyan karton kutulardan, tutkalın rengindenambalajlardanAptal, kırmızı ceketli adamların gözlerine ve posta damgalarınıntarihlerine bakmaktan.

Bu yangın can yakabilir ya da sönebilir bir anda; fakat acımasızdır daimaBir gözlük kabınıaçabilir parmaklarım-Kırık ve bozuk, dokunma-yazıyor olmasına rağmen üzerinde.İşte yazıma uygun bir son.Eğilen, korkuyla diz çöken dinç kancalar ve gülümsemeler, gülümsemelerEn azından güzel bir yer olacak artık, tavan arası.Yüzeyin altında oltaya takılmış,tek bir gözüyle yakamozları seyredenbir bu arzu, bir o arzu arasındaki kutup bölgesindedolaşıp duran ahmak bir balık olmayacağım en azından.

Bu yüzden, uçuracağım yaşlı kuşları evimdenDaha güzel onlar benim vücutsuz baykuşumdan.Yükselip uçarak kör gözleriyleavutuyorlar beni.Havada çırpınırlarken siyah ve parıldayankömür melekleri gibi görünüyorlarVe söyleyecekleri hiçbir şeyleri yokbiri dışında kimseye.Şahit oldum buna ben.Bir tırmığın arkasıylainsan kokan o mektupları tanelerine ayırdımYelpaze gibi serdim onlarıÇivit, tuhaf rüyalarda veBir cenin içinde varlığını sürdürenSarı marullar ve Alman lahanalarının ortasınaVe siyah kenarlarıyla bir isim

Çürüyor ayakuçlarımdaSalep çiçeğiKöklerin ve usanmışlığın,solgun gözlerin ve rugan seslerin yuvasında duruyor!Ilık yağmur yalnızca saçlarımı yağlandırıyor, söndürmüyor hiçbir şeyi.Ağaçlar gibi alev alıyor damarlarım.Köpekler dışkılamaya devam ediyorlar. Böyle bir şey işte bu.Bilindik bir patlama ve yırtılmış bir poşetten sızıp hiç durmayan bir feryatÖlü bir gözüyle,Tıkanmış ifadeleriyle durmaksızın devam ediyorAnlatıyor bulut parçacıklarına, yapraklara, suya ölümsüzlüğün ne olduğunuHavayı boyayarak.Ölümsüzlük işte bu.

Çeviren: H. Karataş