Kurtbakışı
seni ağıllardan çıkartacaklarsüreklerle, kargılarla, ilençlekurşun kaynayacak damarlarındagözünün ağına kan dökecekler
sana tunç ve çelik fırlatacaklarve er kancıklığı, kadın hasedisevmeksizin taptıkları her şeyisırtında bıçaklar köreltecekler
sana itlerini hırlatacaklarboyun eğişlerin yalıyla keskinaya ulumandan yapılmış göğühırçın ırmaklarla kışkırtacaklar
sana öksüzlerden ad koyacaklarkovulmuş, itilmiş tanrı kuşlarıgökten ve topraktan doğmaman içinağaçtan yağmuru kemirecekler
etini kemikten sıyıracaklarsenin kar mavisi bakışlarınıve en soğuk doruklara gömdüğünıssız merhameti kanırtacaklar
sana yerde bir yer vermeyeceklerallah’ın alnına sürdüğü aşkımavi içgüdünü kusana kadarrüzgarı yasınla bağırtacaklar
yel ıslık çalıyor, bilmeyecekleröksüzler kuzeye çağrıldığındahiç iz kalmayacak senden geriyeinsan, insanlıktan yarıldığında.
işte gidiyorsun: korku ve ölümbakmadığın leşler gibi ardında.