Sait Maden

Şiirin Dip Sularında

1Yeni bir dize'yi pencereden uzatıp, güneşe doğrututtunuz mu akşam üzeri, hava esintiliyse eğer,pır pır ettiğini görürsünüz ışıltılar saçarak yer yer.Kimi kez elinizden kaçtığı da olur; tepe, göl, koru,tarlalar, karşı dağlar derken bulutlara karışır gider.Boş kalır şiirdeki yeri. Artık dilinizde bir soru:Nerde benim düş kelebeğim, ışıktan kuşum? Neydi zoru?Yokluğunu gidermek için ararsınız yeni bir şeyler.Zaman geçer. Bilinmedik bir yerde, umulmadık bir günÜstünüze bir ışık düşer, aydınlanır çevreniz bütün:yüz güneşin hep birden at sürdüğü aynaya döner deniz.Bir de bakarsınız gökten aşağı bin kollu bir avize:sayısız billuruyla parıltılar saçan o yitik dize!Der gibidir size: Her zaman bu şiirin bir yerindeyiz!

2Kendi yolumu bulurum, düşünme beni;her sözcüğün arasından, ağaç, kor, sülün,serçe... kolayca geçerim, serin, mor, yeni..ne gelirse aklına... Bak, diken'in, gül’ünbütün dönemeçlerinde ayak izim var.Yolda bulduğum her şeyin tadına baktım,acı'nın liflerini çiğnedim; korkularşarap tadındaydı, hüzünler elma... Atımürktü kimi sözcüklerden, zora düştüğüm,yol değiştirdiğim zamanlar oldu. Gök, düğümüstüne düğüm atlı geçmeyeyim diyedağın ardına. Olsun. Ben oradan geleniniltileri dinledim, sık sık yükselençığlıklar, ağıtlar duydum. Dönmem geriye!

3Ne bekliyorsun? Uyak mı bekliyorsun buradayağmur bekler gibi kaç gündür?Bak, bulutlandı yüksekler, umut kesme, incecikbir çisenti başladı bile.Dur, ne diye kenti çisenti'ye uydurdun? Gerekyok daha. Az sonra her yeribir engerek gibi sarar yağmur; gündelik sofraçamurla örtülür üstelik.... Her yer su dolu, delik deşik. Gideceğin yolubulamazsın bu karanlıkta.Bize buyur. Aralıkta çıkarırsın üstünü,dinlenirsin. Uyak ararızbirlikte. Gerekirse tuzak kurarız en uzakyerlere. Bana bırak o işi.

4Bu şiirde her dize'ninçizdiği gizli eğrilerüst üste gelince, seninyollarını birer birerdüğümleyecektir, sevin,düşünde beyaz gemileryüzen uzak bir kimseninuykusuna. Bir el silergibiyken o eğrilerivar hızıyla, ayrı bir eluzanıp ileri gerisaracak seni bir mumyasarar gibi, öyle güzel,yok olacak eski dünya.

5Korkular ne renktedir, düşündün mü hiç,ayva sarısı mı, üvez renginde mi,küf yeşili mi yoksa? Ya senin sevinççığlıkların sülün kuyruğu, kuş yemi,serçe göğsü renginde mi? Ben öpe öpebakıyorum her şeyin tadına. Tanrıne renkte, senin renginde mi, körpekuzukulağı renginde mi? Dağlarıörten şu kızıl akşam sisleri, kuşkumu yoksa acı mı? Mor kanatlı bir uykudönüp duruyor havada, narçiçeğigökyüzü bir benim yüzüme benzerkenbir senin yüzüne… ben bunları derkennasıl açıyor bulduğum renkler gerçeği!

6Bir sözcüğü değiştirmek istersiniz debozarsınız ya kapanmış bir dize'nizi,çözüp yolu düğümünden, çözüp denizihalatından ağır ağır, içerinizdeuzun bir geziye çıkıp, şu liman senin,bu liman benim gidersiniz ya, derkenyeni bir yığın sözcükle kabarır yelken;hangisini isterseniz alın, kimseninbilmediği bir düşte avuç avuç yıldızya da kucaklar dolusu gül topladınızdizenizde boş kalan yere. Sizin buncaçabanıza karşın, o da ne? eski sözcük,gözlerinin içinde hınzır bir gülücük,uzanmış kendi yerine boylu boyunca!

7Bir sözcüğün içinden geçiyoruz seninle,ufacık bir sözcüğün, yaprak gibi, kırlangıçgibi... ilerden gelen şu çağıltıyı dinlekaranlıkta: Derin bir suyu usta bir dalgıçgibi geçmemiz gerek...Evet, şimdi sivri, serttaşlara sürtünerek gideceksin. Mağara;gibi bir yer burası. Bir uğultu var, evet,ateşböcekleri var, gözler var, ara arayanıp sönen... Güç adım atıyoruz yapışkançamura bata çıka... Ansızın ilerde kanrengi yapraklarıyla yükselen bir ağaç, ve,üzerinde bir yığın insan yüzü, tek meyve...Korkma, yolun sonuna az kaldı, Şu burgacıaşınca kurtuluruz.- Neydi bu sözcük?-Acı

Temalar