Sadettin Kaplan

Nâ't

Sen ki Hatem-i Embiya/ Sen ki Fahr-ı ÂlemMümkün müdür dil söyleye/ vasfeyleye kalemO yoktu yeryüzündeGecenin örtüsü vardı gündüzlerin yüzündeBir rüzgâr esiyordu küfür kokuluBedevîlerin yaleylinceTozuyordu bu rüzgârda karanlıkÇöldeki kumlar gibiKorkular yalındıÖfkeler kalındı/ sevgiler inceMeltem yoktu seherde/ güller yoktu bahardaSessiz ve alev gibiydi ağıtları analarınAcının hançerini sabırla biler gibiÇöl sıcağında yanakta donuyordu gözyaşlarıAcılar yüreklere kor gibi gömülüyorduToprağa diri-diri gömülen sabiler gibiZulmü küfrü harç ederek sanataKendi felaketini eliyle yapıyorduZaman ki zulüm renkli/ kin ve öfke dokuluPuta/ Lat’a/ Menat’a tapıyorduAllah’ın kulu* * * O vardı gökyüzündeO’nsuz dönecek devranın nice turu vardıAdı yazılıydı Allah adıylaNice Nebî göçüp gitti O ismin yâdıylaO yokken yeryüzünde gökyüzünde nuru vardıBir özge nur ki ışığı bin güneş kadardıOndan önce gelip geçen NebilerO muazzam nura “lebbeyk” dediler* * * Ve bir rüzgâr esti ıtır kokuluMelekler indiler yeryüzüne kanat-kanatBereket kaynıyordu çöldeKumlar gibiÖyle bir aydınlandı ki kâinatNura kesti gökle yerO’nu istikbale gelen NebilerKaldılar gün ışığındaki mumlar gibiAyrılık zulmetin bağrını deldiO geldi * * *Gönül bahçemdeki bir güle sordum“Güzel Muhammed’in terinden misin”Güldü gül/ gülüşü müsbete yordumDedi “Yüzeyden mi derinden misinOlaydı O terden bir katre bendeEderdim âlemi kendime bendeAlmışım O terden bir nebze ilhamKokumuz/dokumuz uymasa ne gamO ilhamı arar bahçeler bağlarBülbül o sevdayla dalımda ağlarHer bahar lûtfuna ermek dileğimO’nun kokusunu vermek dileğimBoşuna değildir dikenim elbetO’na âşık/ O’na sâdık bir ümmetOkşuyorken açılan güllerimiKanatırsa dikenim elleriniBir damla kan yaprağıma düşer deO mübarek kanın düştüğü yerdeMuhammed aşkına açarsa bir gülİşte ben o güle derim ki gönülSolar mı kâinat durdukça o gülÖlür mü o güle sevdalı bülbülİşte açtım duvağımı/ tülümüGerçek âşık isen kopar gülümü” * * *Irmaklar/ deli çaylar koşarlar denizlereYolunu kaybedenler at sürerler “iz”lereKibrimize dost edeli İblis’iŞaşkınız/ bir yol göster ey Allah SevgilisiYine bir rüzgâr esiyor katedral burçlarındanFırtına var/ denizler karıştıToz-duman içinde izler karıştıBulutlar kapladı üzerini Hilal’inÇok uzaktan geliyor sanki sesi Bilal’inTaştık yataklarımızdan deli dereler gibiVarılacak denizi şaşırdıkDüğümlendi cümle yollar yolsuzluk kavşağındaUçurum kenarında dar patikalarBizi sana getirecek izi şaşırdıkGüman sensin Ya Muhammed güman sensinTut elim Ya Resulallah aman sensinOn dört asır gelip geçti kuş kanadındaVakit dursun ayarında Tekbir’inZaman SensinNefis yelkenimiz poyraza açıkKibir sancağımız dimdikNereden geliyorduk/ kimdikDinmeyecek bu zulüm fırtınasıYine deli-deli dönüyor dünyaYa Habib-i KibriyâSığınacak liman sensin * * * Felah uzanan yolun o aydınlık izi sende“Sidre-i Müntehâ”ların akıl almaz gizi sendeSilebilsek sinemizden kibir denen kara ben’iBulabilsek lûtfun ile o bembeyaz “biz”i sendeYaktığımız kandillerin çevresinde pervaneyizBilmeyiz ki sevgilerin/ sevdaların özü sendeSen ki Allah sevgilisi/ biz ki birer divaneyizSeni saran gönüllerin özü gören gözü sendeŞefaat Ya Resuallah/ yıkıldık bir viraneyizHâlâ Hakk’ın “Ümmetini bağışladım” sözü sende* * * Ya İlahi o sonsuz kudretin hürmetineBizlere lûtfettiğin nimetin hürmetineLeyle-i Kadr hürmetine Ya RabbiMi’racının hikmetine Ya RabbiResulünle görüştüğün an içinUlu emrin Hazreti Kur’an içinYa İlahi Muhammed hürmetineMerhamet et Muhammed ümmetineÂşina kıl her dem bizi ezanaİsyanımız ile çekme mizanaVer Allah’ım rahmetini giyelimMahşer günü “Ya Muhammed” diyelim

Temalar