Ali'min Türküsü
Burçak tarlasında bir yaz öğlesiDoğmuştu AliÇığlık-çığlık isyan doluydu sesiGöbeği kesildi bir taş üstündeAçıktı eliAğlıyorken kapalıydı gözleriÜrküttü çığlığı sürüngenleriAnasının urbasının yenleriKundağı olduÖlüğü tarlanın toprağı oldu…*Bulutlar geçerdi ayın üstündenÜrperirdi Deliçay’da yundukçaCemre-cemre gülücükler sundukçaKalktı duman gibi köyün üstündenŞehit babasının yası Ali’min…*Ellerini aç kediler yalardıKamışlardan düdük yapıp çalardıAnası boşluğa bakıp dalardı;Acep şu beldenin nesi Ali’min? ..*Deliçay öyle hep akar akardıÇayın ninnisiyle uyudu Ali’mYetimdi dağlara yılgın bakardıKurt masallarıyla büyüdü Ali’mSusuzdu gözünde yeşil uykularVe akıp gitti sular…*Ağıtlar vardı anaların dilindeŞehitler uyurdu gurbet ilindeSefer türküleri çığlaşırdı harman zamanıGizli ağlaşırdı gelinler ferman zamanıYer mi yoktu yeryüzündeEr mi yoktu sahralarda yitecekGayrı Galiçya mı olur Yemen mi? ..*Dünya dönüyorduDövenler dönüyordu harman yerindeBaşı dönüyordu Ali’minAçılınca sarı öküzün ağzındaki bağVe alınca ağzınaBir tutam daneli samanAman ki amanNe çıkardı bir tutam samandanSanki bir çağ yırtılmıştı zamandanNinesi bir yandan koptuİdris emmisi bir yandanElinde üvendireEvire çevireGayrı yen mi yemen mi? ..*İncecikti boynu ipinceydi bileğiYetimdi ezikti yüreğiEzim-ezim ezildi, süzüm-süzüm süzüldüBir baktı anası ona,Bir baktı Ali’m anasınaÇağım-çağım çağladıBastırdı gözleriniÇatlak ellerinin ayasınaKoptu isyan ipinin çıkrığıKurtuldu gırtlağının kancasından hıçkırığıYetimlik yüreğinin canevini dağladıAğladı ağladı ağladıSilindi gönlünün pası Ali’minYekinip kalktıSildi yumruklarına gözyaşınıAnası ona o anasına baktıDeliçay zamanı yüklenip aktı…*Yaz geldi kış geldiYine yaz geldiÇatlaktı dudakları topuklarıÇatlaktı şerha-şerha kara bağrı toprağınKimi zaman ürünlerTohumdan da az geldiYazlar kış için geceler gün içindiDavullar vuruldu harman yerindeYine sefer için er topladılarDavullar sefer ve düğün içindiErgişi dediğin bugün içindi…*Yüreği avcunda açıktı Ali’mDaha onbeşinde küçüktü Ali’mKelebek kanadı nasıl tozarsaÖylesine benzi uçuktu Ali’mBakardı yırtık çarığınaSokardı ayağını toprağın yarığınaTeni toprak kokardı toprağı tenEl dokumasıydı şalvarıYa pamuklu ya keten…*Dinlenirken soku taşı üstündeGüneşler erirdi başı üstündeÇeymelenir idi kaşı üstündeBir tutam perçemdi süsü Ali’min…*Davullar vuruluyordu harman yerindeSapsarıydı sonbaharSapsarıydı benizlerHenüz onaltıya basmıştı Ali’mYiğit kaynıyordu köy meydanındaBağrı yanık anasının yanındaTüfengi boynuna asmıştı Ali’mAnacığı şivan kurup ağladıHançer gibi hıçkırığı yırttı da ciğeriniHançeresinden bir türküDeliçaylar gibi çağladı;*Deline de kara dağlar delineÜç sıralı fişek takmış belineSöyler selamını seher yelineUçar mor dağlara sesi Ali’min…*Gam doludur Dorutay’ın heybesiGayrı tek sığınak Allah yoludurYetim Ali’m yiğit Ali’m can Ali’mCihanı kaplayan Anadolu’durHangi dağda gelinciktir al kanınSen hangi yaylada yatarsın kurbanHangi ova örtülmüştür üstüneKına diye kan mı yaktın destineGam doludur mor dağların terkisiSenden sonra ak pürçeğe dönüştüNice gelinlerin sırma örgüsüDilden dile çağdan çağa uzanırYetim Ali’min yetik Ali’minYitik Ali’min türküsü:*Gideli kaç bahar nice güz olduDerdim binbir iken binbeşyüz olduSon seferde imi-timi düz olduYitiktir potini fesi Ali’min…