Sadettin Kaplan

Akıllar Uslanıyor

Bir ölü var yatağında pörsümüşDirilir umuduyla nabzı hep yoklanıyorBir çiçek var çiğ düşmeyen bahçedeHer sabah bir katmerli gülHer akşam akşamsefasıKan çiçeği/ can çiçeği/ çan çiçeğiPat-pat papatya/ kar-kar karanfilHer nefes/ her gün/ her mevsimBu çiçek koklanıyor

Bir çöl var bereketli yağmurlara yasaklıVe her kum tanesinde iki damla gözyaşıKaynayan her gözyaşında bir çift göz haşlanıyorGözlerdeki o bön bakışYalnız o çölü görüyorYalnız o çölü örüyorDüşünceye nakış-nakışO çölde anlar ayları aylar seneleri emmişO çölde bir an içinde bin gençlik yaşlanıyor

Bir güruh var gürül-gürül çağlayanYürüyor üzerine gelecek zamanlarınBir an baş tacı olan bir anda dışlanıyorKoşuyor iz bırakmadan binlerce başsız ayakMenzil neresi diye sormuyor sorulmuyorBu boz-bulanık koşu durmuyor durulmuyorAyaklar aynı ayak sokaklar aynı sokakHer akşam gün batarken bitti sanılan işeHer sabah gün doğarken yeniden başlanıyor

Bir meydan var yok demeye yasaklıVar olanı görecek gözlere mil çekilirO meydan megafonu tek sesten hoşlanıyorNe yazık tek bir sese bin hançere uymuyorSesin rengi boz ve kara içindeHançer saplandığı yara içindeGümbürdeyen kan sesini duymuyorBir meydan ki her sabah törenle dikilen putHer akşam törelerin emriyle taşlanıyor

Serseriler oturmuş serap gölgelerineGözlerin fanusunda görüntü puslanıyorZonkladıkça ayakta düşünce nasırlarıKelle zindanlarında akıllar uslanıyor