Resul Hamzatov

İyi Günler İstanbul

Güneş kayboluyor, gün bitiyor,Bosforlu sularsa rengarenk.Yoksul Türkiye ikindi namazınaGörkemli minarelerden sesleniyor.

Niçin yabancı ülke! DüşüncemdeGiden gemiyi görüyorum.Onların bayraklarındaki gibiYarılmış ay gökte yüzüyor.

İyi günler İstanbul, Sultan'ın şehri,Süleymaniye Camii ve yoksul ülke,Gümüş dükkânların yanı başındaGelen gidenlere açılmış eller.

İyi günler sokakta kahve içipKâğıt oynayarak zaman öldürenler.Bilinmez kâğıtların talihi kimeVe amma Türkiye sıkıntıda.

İyi günler bu çıplak yorgun ayaklarSiz yabancıların ayakkabılarını boyayan çocuklar,Sizin gibileri şu an Gunip dağındaAğaçlar altında şarkı söylüyor.

İyi günler toprağa dayalı dizler,Göğe kaldırılmış zayıf eller.Bin yıllar namaz kıldınız,Allah sizi nasıl bıraktı böyle?

Geri döndüm ben Dağıstan’a,Biliyorum yükseklikleri benKardan damları var yükseklikleriminUğuldar derin vadilerde nehirler.

O dağlarınıza sis indiğindeÖksürdüğüm nefesimi gördüm ben.O sizin kayalarınız damlarken,Gözyaşları gelir aklıma.

Türkiye’nin sularını yarıp, ağır düşüncelerleGidiyor bir gemi Yunanistan’a.Pişmanlık veren bir şarkı okuyorum,O “vatan, vatan” diye inliyor.

Temalar