Resul Hamzatov

Bağışla Ozanı

Yine o eski, o iyileşmemiş yaraYüreğimi yakıyor,Dedemin bir masalıydı o, ta çocukluğumdan bilirim,Onun üstüne ne söylenmişse köylerimizde. Bir masaldı o, yaşamla iç içe geçmişKulak kesilirdim her dinleyişimdeVe gün kavuşurken kızaran bulutlar banaOnun komutasındaki savaşçılar gibi gelirdi.Dağların türküsüydü o, annemin de söylediğiHiç unutmadığım, çocukluğumdan beriO tertemiz gözlerindeki pırıl pırıl yaşlarKuytu ormanların çiyleriydi sanki.Bir resmi asılıydı evimizde, asker giysiliSeyreder dururdu öylece biziSolaktı, sol elinde tutardı kılıcınıSağ yanında asılıydı tüfeği.Ölümden az önce babamBir destan yazmıştı onun üzerineAma yazık! Karaçalındı kahramanaSöylentiler çıkarıldı arkasındanBu beklenmeyen acı olmasaydıBelki yaşıyor olacaktı babamVe ne yazık, ben de katıldım bu karaçalıcılar korosunaDüşünülmeden bestelenivermiş kötü bir şarkıya.Yüzyıllar boyunca atalarımızElde kılıç yere serdiler düşmanıOysa ben şaşırıp çocukça bir şiirdeDüşmanın adamı diye gösterdim kahramanı.Geceleri her yerde onun ayak sesleriIşığı söndürdüm mü, pencerede görünen oAhulgoh’un yiğit savunucusu oluyor, kimi kezGunib’li bir ihtiyar, ya da, giriyor içeri:“Çok savaşlar yaşadım” diyor, “çok kanım aktı.Tam on dokuz kez yaralandım,Yirminci yarayı sen açtın bana,Sen açtın ağzı süt kokan çocukHançer yaraları aldım, kurşun yaraları aldım,Ama senin açtığın yara çok daha büyük acı verdi.İlk kez bir dağlıdan yara aldım,Bundan daha büyük aşağılanma yoktur bir dağlı için.Gazalarımı belki bu gün hafife alıyorsun,Ama bil, dağlar bu gazalarla savunuldu.Ben de görüyorum, silahım oldukça eskimiş,Ama özgürlük dağlara bu hançerin ucundan geldi.Durup dinlenmeksizin savaştım, o dağlı inadımlaŞölenler, keyif meclisleri nedir bilmedim.Ozanlara kamçıyı çaldığım da oldu,Âşıklara acımasız davrandığım da.Onlara sert davranırken yanılıyordum belki,Gem vuramazken öfkeme, belki haksızdımAma senin gibi karaçalıcıları gördüm mü?Hoşgörülü olamadım diye kendimi kınamıyorum.” Sabaha dek öylece oturuyor, sitemle bakıyor banaOdayı dolduran, gece yarısı karanlığındaKınalı sakalını görüyorum, görkemliKalpağının üzerinde sımsıkı sarılmış sarığı.Ne yanıt vereyim ona ve size ey halkımSuçum bağışlanacak gibi değil ki…Ayrı yol tutmuştu naibi de, önderindenToy değil, sınanmış bir askerdi üstelik Hacı Murat.Bu düşüncesiz davranışımdan dolayıHer gece utanç içinde kıvrandım durdumİmam Şamil’den beni bağışlamasını diliyorumAma bataklığa düşmek de istemiyorum.İmam özür kabul etmiyor amaAldattım çünkü onu, beni bağışlamayacaktır.Toy bir ozanın karaçalıcı dizelerini,Yazacağını kılıçla yazan kişi, unutmayacaktır.Unutmasın… Ama sen, çıldırasıya sevdiğim ülkemVe sen halkım, siz bağışlayın suçumu.Doğduğum toprak, bir ananın oğlunu,Bağışlaması gibi bağışla ozanı.

Temalar