Rene Char

Jacquemard Ve Julıa

Eskiden ot, tükenmeye yüz tutmuş yolların birbirine uyduğusaatte, tatlılıkla dikerdi saplarını, Tüm ışıklarını yakardı.Gündüzün atlıları sevdalarınca doğar ve yavuklularının şatolarında,boşluktaki hafif fırtınalar kadar çok pencere olurdu.

Eskiden ot, birbiriyle çelişmeyen binlerce güzel söz bilirdi.Gözyaşıyla ıslanmış yüzlerin koruyucusuydu o. Hayvanlarıbüyüler, yanılgıya sığınak açardı. Zamanın korkusunu yenen veacıyı hafifleten gökyüzüne benzetilebilirdi uçsuz bucaksızlığıyla.

Eskiden ot, delilere karşı iyi, cellada düşmandı. Her günküeşikle yeniden evlenir, gülüşü kanatlı oyunlar bulurdu kendine.(bağışlanmış, bir o kadar da kaçamak oyunlar) . Yolunu yitirenve tümüyle yitirmek isteyenler için hiç de katı değildi.

Eskiden ot, gecenin kendi gücünden daha az değerli olduğunu,kaynak sularının yollarını keyiflerince dolandırmadıklarınıve diz çöken tohumun, yarı yarıya kuşun gagasında sayılabileceğinikanıtlamıştı. Eskiden toprakla gök, birbirinden nefretederlerdi ama toprak da, gök de yaşardı.

Söndürülmez kuraklık akıp gidiyor şimdi. İnsan tanyerine yabancı.Yine de, bugün düşlenemeyen yaşamın peşinde ürperen istemler,yüz yüze gelecek mırıltılar ve keşfeden, sapasağlam çocuklar var.

Türkçesi: Samih Rifat