Hypnos Yaprakları’ndan Seçmeler’den
Bir kibrit uzatıyorsunuz lambanıza ve yanan şey ışık vermiyor.Uzakları, sizden çok uzakları aydınlatıyor çember.
*Korkunç bir gün! Birkaç yüz metre öteden, B’nin kurşunadizilmesine seyirci kaldım. Makinalı tüfeğin tetiğine dokunmamyeterdi ve o kurtulabilirdi! Cereste’i saran yükseltilerdeydik,çalılıklara zor sığan silahlarımız vardı ve sayıca en az SS’lerkadardık. Onlarsa orada olduğumuzu bilmiyorlardı. Çevremdenateş işaretini vermem için yalvaran bakışlara başımla hayıryanıtını verdim… Haziran güneşi, bir kutup soğuğusalıyordu kemiklerime.
*Cellatlarını farketmemişçesine düştü ve öylesine hafif görünüyordu ki, en küçük esinti bile yerden kaldırabilirdi onu.
*İşareti vermedim, çünkü bu köy ne pahasına olursa olsunçatışma dışında tutulmalıydı. Nedir ki bir köy? Ötekilerebenzer bir köy? Kim bilir, belki de o bunu yanıtlamıştırson anında!
*Roger, genç karısının gözünde, tanrıyı -gizleyen- koca’ya dönüşmekten çok mutluydu.
*Bugün, görüntüsüyle onu esinlendiren günebakan tarlasının kıyısından geçtim. Kuraklık, o hayranlık veren, o tatsızçiçeklerin boynunu büküyordu. Oradan birkaç adım ötede akmıştı kanı; kabuğunun tüm kalınlığıyla sağır, yaşlı bir dutun dibinde.
*Sabahın sessizliği! Renklerin korkusu. Atmacanın şansı.
*Gökkuşağı rengi susuzluğunun türküsünü söyle.