Rabindranath Tagore

Ateş Böcekleri 2

Geçici ışıklar ve gölgelerve bulutlardan oyuncakları arasında,Şuracıkta, göksel bir çocuk gülümsüyor.

Meltem Lotüs'e fısıldar:"Senin sırrın nedir? ""Ben kendimim" diye cevap verir Lotüs,"Onu çal ve ortaklıktan kaybolayım! "

Fırtınanın bağımsızlığıve ağaç gövdesinin bağlılığı,Dalları sallama dansında elele vermişler.

Yaseminin, güneşe aşkı hecelemesi,çiçekleridir.

Zalim, özgürlüğü yok etmek içinözgürlüğünü ilan eder,ve hala onu kendisi için saklar.

Tanrılar,Cennetlerinden bıkmış,İnsana imrenirler.

Bulutlar, bahar içinde tepeler;Tepeler, taş içinde bulutlar,Zamanın rüyası içinde fantezi.

tanrı mabedinin aşkla kurulmasını bekler;İnsanlar taşları getirirler.

Şarkımda Tanrıya dokunuyorum:Tepe şelalesi nasıl uzaktaki denize dokunuyorsa!

Işık, renklerin hazinesinibulutların düşmanlğından alır.

Kalbim, bugün, geçmiş gecenin gözyaşlarına gülümser,Yağmur dindikten sonra parlayanIslak bir ağaç gibi.

Hayatımı meyvelendiren ağaçlara teşekkür ettim,Fakat, onu ebediyen yeşil tutan çimeni unuttum.

İkincisiz birin anlamı yoktur,diğer bir onu gerçek kılar.

Kendi ayrılıklarını bütün ile harmoni yapanşefkatli güzel için hayatın hataları feryad ederler.

Onlar yıkılmış yuva için teşekkür beklerler -Çünkü kafesleri şekilli ve korunmaktadır.

Aşkta, sana senin değerin diye, bitmeyenborcumu ödüyorum.

Suların toplandığı havuz şarkılarını,zambaklar şeklinde karanlığından gönderirve güneş, onlar güzeldir, der.

Bu arz üzerinde tomurcuklanan ilk çiçek,doğmamış şarkıya bir çağrı idi.

Şafak-halk ktlesi - renkli çiçek - solar,ve sonra sade ışık - meyve Güneş görünür.

Kendi hikmetinden şüphelenen pazuferyat ederek sesi bastırır.

Rüzgar, onu yalnız uçurmak için,fırtına haline girerek alevi tutmaya çalışır.

Hayatın oyunu hızlıdır,hayatın oyuncakları biri diğerininardından düerlerve unutulurlar.

Benim çiçeğim, bir aptalın düğme deliğindecennetini arzulama.

Çok geç yükseldin, benim büyüyen ay'ım,Fakat, benim gece kuşum seni selamlamak içinhala uyanıktır.

karanlık, sessizlik içersinde,sergüzeştci ışığın kucağına dönmesini bekleyen,perde ile örtülmüş bir gelindir.

agaçlar, dinliyen cennet iledünyanın konuşmak içinsarfettiği sonsuz gayrettir.

Kendikendime düşündüğüm zamanbenliğimin yükü hafifler.

Zayıf korkunç olabilir,zira kuvvetli görünebilmek içinçok cür'etkar olur.

Cennetin rüzgarı esiyor,demir ümitsizlikle çamura sarılıyor,ve kayığım göğsünü zincire vuruyor.

Ölümün ruhu tek,hayatın ki ise çoktur,Tanrı ölünce din bir olur.

Göğün mavisi arzın yeşilini özler,hir ikisi arasında rüzgar feryat eder,"Heyhat! ",Günün ızdırabı kendi öz ihtişamı ile sarılmış,geceleyin yıldızlar arasında parıldar.

Yıldızlar sessiz bir huşu ileasla dokunulmıyacak yalnızlık içindebakire gecenin etrafında toplanırlar.

bulut altın parıltılarının hepsiniveda eden güneşe verirve yükselen ayı solgun gülümsemeyle selamlar.

Temalar