Rabindranath Tagore

Ateş Böcekleri 1

Hayallerim,Canlı ışık lekecikleri,Karanlıkta gözkırpıştıranAteş böcekleridir.

O dikkati çekmeyen,Sesleri, yol kıyısı hercailerininMırıldanır bu gelişigüzel çizgilerde.

Zihnin uykulu karanlık mağaraları içinde,RüyalarGünün kervanından dökülen parçalarla,Yuvalarını yaparlar.

Bahar, geleceğin meyveleri için değilFakat bir anın kaprisi içinÇiçeklerin petallerini saçar.

Neş'e kımıltısız yerin zincirinden kurtulmuşSayısız yapraklara doğruKoşar ve dans ederBir gün için havada.

Hiçbir önem taşımayan kelimelerimZamanın dalgaları üstünde hafifçe dans edebilirler,Mana ile ağırlaştıkları zaman dibe çökerler.

Zihnin derinliklerinde güvelerİnce kanatlarını büyütürler;Ve veda ederek uçuşurlar,Gün batımı göğünde.

Kelebek ayları değil, fakat an'ları sayarve yeter zamana sahiptir.

Benim düşüncelerim, kıvılcımlar gibi, kanatlanmışSürprizler üzerinde giderler,Tek bir gülüş taşıyarak.Agaç sevgi ile bakar kendi güzel gölgesineBuna rağmen onu hiçbir vakit kucaklıyamaz.

İzin ver, güneş ışığı gibi, aşkım seni sarsınVe yine de aydınlık özgürlügü versin sana.

Renklendirilmiş kabarcıklardır günler,Dipsiz gecenin yüzüne çıkan,

Hatırlamanı istemek için armağanlarım çok küçüktür;Ve bunun içinOnları sen hatırlamalısın.

Çıkart, at ismimi armağandan;Bir yük olacaksa,Ancak şarkım kalsın.

Nisan, bir çocuk gibi,Çiçeklerle tozlar üzerine hiyogralifler yazıyor.Onları siliyor ve unutuyor.

Hatıra, rahibe, hali öldürüyor,Ve onun kalbini ölü geçmişin türbesine sunuyor.

Mabedin kasvetli heybetindenÇocuklar tozda oynamak için dışarı koşuyorlar,Tanrı onların oyununu seyre dalıyor,Ve rahibi unutuyor.

Zihnim, düşüncelerinin akışındaBirdenbire yanan bir ışık gibi çalışmaya başlar,Asla tekrarlanmıyan akıcı notasıyle bir küçük ırmak gibi.

Dağda, sessizlik kendi yüksekliğini bulmak içinkabarmaktadır,Gölde, hareket kendi derinliğini tahayyül etmek içinhareketsizleşir.

Veda eden geceninSabahın kapalı gözlerine kondurduğu öpücükŞafak yıldızında parlıyor.

Ey bakire, senin güzelliğin bir meyve gibidir,Henüz olgunlasmamış ve açılmamış bir sırla dopdolu.

Onun anısını yitiren acıKuş seslerinden uzak,Fakat yalnız ağustosböceğinin ıslığının duyulduğu sessiz karanlık saatler gibidir.

Gerilik onun öldüren bir pençe ile gerçeği elinde güvenletutmaya çalışır.Zayıf bir lambayı canlandırmayı arzulayarak uzun gecebütün yıldızlarını ışıklandırır.

Hernekadar ODünyayı-Gelini-Kollarında tutuyorsa da,Gök,Sonsuzluğa kadarUzaktadır.

Tanrı, dostlar arar ve sevgi diler,Şeytan, eserler arar ve itaat ister.

Toprak hizmetine karşılıkAğacı kendisine bağlar,Gök ise hiçbir şey istemezVe onu özgür kılar.

Çocuk, tarihin tozu ile aydınlanmışYaşı bilinmiyen zamanın gizliliği içersindeEdebi olarak oturmaktadır.

Uzakta olan O,sabahleyin bana geldi,Işık tarafından alınıp götürüldüğünde daha da yakınlaştı.

Beyaz ve pembe zakkumlar buluştularVe, ayrı lehçelerde neş'e ile eğlendiler.

SessizlikKendi kirleriniSüpürüp yürüyünceFırtına olur.

Temalar