Boris Pasternak

Ağustos

Tam söz verdiği üzreİlk sabah güneşi perdeler arasından içeri girdiVe safran renginde, meyilli bir çizgiSedire ulaşıverdi.

Güneşin sıcak cilasıKapladı yakın ormanı, köy evleriniYatağımı, ıslak yastığımıVe kitaplarımın arkasındaki duvarı.

Yastığımın niçin ıslak olduğunu hatırlarımGeleceğinizi görmüştüm düşümdeBirbiri ardısıra, ormanın içindenBeni uğurlamaya.

Dağınık bir kalabalığın içinden yürüyordunuzSonra biriniz hatırlamıştıEski takvime göreBugün Ağustos'un altısı, Tecelli Yortusu'ydu.

Her zaman böyle bir gün Tabor dağındanAlevsiz bir ışık gelirVe sonbahar, bir levha gibi temizTüm bakışlar ona yönelir.

Yürümüştünüz, küçük, dilenci çıplaklığındaTitreyen kızılağaç korusu içindenMezarlığın zencefil kızılı çalılığınaBallı bir petek gibi parlayıp birden.

Gökyüzü ulu komşusuyduSusmuş ağaç doruklarınınVe uzaklık çağırıyordu uzaklıklarıÇoktan uyuklamış ötüşlerinde horozların.

Ağaçların arasında, kilise avlusundaMezbaha memuru gibi durmuştu ölümVe bakmıştı solgun donuk yüzümeÖlçmek için mezarım, büyüklüğüm.

Hepiniz işitebiliyordunuz netYakınınızdaki bitkin sesiBenim yiten sesimdi o, peygamberaneYok olmanın henüz el değmediği.

"Elveda gök mavisi ve altınıTecelli Yortusu'nunBir kadının son okşayışlarıyla yumuşakÖlüm saatimin acılığı.

Elveda süresiz yıllarVe alçalış uçurumlarınaMeydan okuyan kadınBen alanıydım savaşınızın.

Elveda gerilmiş kanatların köprüsüÖzgür inatçılığı uçuşunŞekli dilde açıklanan dünyaYaratıcılık, mucizelerin çalışma gücü."