Unutmak Yok
nerelerdeydin diye sorarsan'hep eskisi gibi' diyeceğim.toprağı örten taşlardan söz edeceğim,sürdükçe kendini harcayan ırmaktan;ben yalnız kuşların yitirdiklerini bilirim,gerilerde kalan denizi bilirim, bir de ağlayanablamı.
neden ayrı adlarla anılıyor ülkeler, nedengünleryeni günleri izliyor? Neden koyu bir gecebirikiyor ağızda? Neden ölüler?
nereden geliyorsun diye sorarsan bölük pörçükkelimelerle konuşmak zorundayım,ağzı zehir gibi yakan araçlarla,çoğu çürümeye yüz tutmuş hayvanlarlave avutamadığım yüreğimle.
andaç değil yanımızda götürdüklerimizunutuşta uyuklayan sarımsı kumru değil,yaşlarla kaplı yüzler,boğazımıza yapışan ellerve yapraklardan sıyrılan şey:aşınmış bir günün karanlığıacıyı kanımızda tatmış bir günün.
işte menekşeler, işte kırlangıçlarbize sevinç veren ne varsa,geçici ve küçük duyarlıklarınyan yana göründüğü süslü kartpostallarda.
ama bu sınırın ötesine geçmeliyim,dişlemeliyim sessizliğin çevresindeki kabuğu,ne karşılık vereceğimi bilemem:
öyle çok ki ölüler,ve öyle çok ki al güneşle yarılmış hendekler,ve öyle çok ki gemilere vuran miğferler,ve öyle çok ki öpüşlerle kilitli eller,ve öyle çok ki unutmak istediklerim.
Çeviren: Tomris Uyar