Nazım'a Bir Güz Çelengi
Neden öldün Nâzım? Senin türkülerinden yoksunne yapacağız şimdi?Senin bizi karşılarkenki gülümseyişin gibi bir pınarbulabilecek miyiz bir daha?Senin gururundan, sert sevecenliğinden yoksunne yapacağız?Bakışın gibi bir bakışı nereden bulmalı,ateşle suyun birleştiğiGerçeğe çağıran, acıyla ve gözüpek bir sevinçle dolu?Kardeşim benim, nice yeni duygular, düşüncelerkazandırdın banaDenizden esen acı rüzgâr katsaydı önüne onlarıBulutlar gibi, yaprak gibi uçarlarDüşerlerdi orada, uzakta.Yaşarken kendine seçtiğinVe ölüm sonrasında seni kucaklayan toprağa.
Sana Şili'nin kış krizantemlerinden bir demetsunuyorumVe soğuk ay ışığını güney denizleri üzerinde parıldayanHalkların kavgasını ve kavgamı benimVe boğuk uğultusunu acılı davulların, kendi yurdundan...Kardeşim benim, adanmış asker, dünyada nasıl dayalnızım sensiz.Senin çiçek açmış bir kiraz ağacına benzeyenyüzünden yoksundostluğumuzdan, bana ekmek olan,rahmet gibi susuzluğumu gideren ve kanıma güç katanZindanlardan kopup geldiğinde karşılaşmıştık seninleKuyu gibi kapkara zindanlardanCanavarlıkların, zorbalıkların, acıların kuyularıEllerinde izi vardı eziyetlerinHınç oklarını aradım gözlerindeOysa sen parıldayan bir yürekle geldinYaralar ve ışıklar içinde.
Şimdi ben ne yapayım? Nasıl tanımlanırSenin her yerden derlediğin çiçekler olmaksızın bu dünyaNasıl dövüşülür senden örnek almaksızın,Senin halksal bilgeliğinden ve yüce şair onurundan yoksun?Teşekkürler, böyle olduğun için!Teşekkürler o ateş içinTürkülerinle tutuşturduğun, sonsuzca.
(Türkçesi: Ataol Behramoğlu)