Osman Konuk

Tehlikeli Belki

ya kapandıysa kapı! ya kapandıysa!anahtarları birisi nehre attıysa

açık unutulmuş bir fermuar gibi aklınevet, tam da düşündüğün şeyi kastediyorum

-saçma! fermuarlar düşünmez, düğmeler düşünüryürüyen merdivenleri gizli bir hamal yürütür

doğru çıkarsa hizmetçilerin dedikodusuhareket eden her şey hareket etmemektedir

bunu bir yere yaz ve devam etsabah evden çıkarken cebindeydi akşama dönme nedeninunutursan diye renklerin uyumunu, seslerinkulaktaki hazır yerinikapalı perdelerin arkasındaki standart gizi

en çok kullanılan cepte varmış gibi yapmaktankimin yazdığını bilmek istemeyeceğin bir notbütün turnikelerden geçiren açık biletitiraz etmeden bakman karşılığındaadın söylendiğinde, en kararlı halinle-eminim kastettiğiniz benim

ya sen değilse konu, ya `sen’ değilse zamirbütün ışıkları yaksan da değişmezsebütün saçlarını kazısan beynine kadargeriye dönüp silsen de izlerinielizlerini, ayakizlerini, diz ve dirsekevlerde, okullarda, sokaklarda bıraktığınaslında konu yoksa, varmış gibi yapmaktano sessizlik dinleri, sensizlik kafirleri

oysa herkes iyi görünecekti, ücreti peşin ödenecektiiyi olmamız için parklar ve kaldırımlarkahvaltıdaki hile, akşam yemeğindeki riskyılda iki piknik, üç huzur, bir çeyrek karşılığındaunutcebinde bulamadığın, kimselere soramadığın notu

akşam, kravatını gevşetip eve dönen devrimcisabahın ölümcül tekrarını geceden hazırlamışütülü perdeleri asarken bir an…omzunu hatırlamışyaz gelince herkesle beraber terlemenin cumhuriyetiherkesle beraber herkesten nefret etmenin en sadık birincisihamsun bunu öğrendiğinde ölmek zorunda kalmıştınagel’ın büyük sırrı hepimize yetsin diye

düğmelerini hep aynı teknikle iliklemiş, aynı teknikle çözmüşbu arada bazı katliamlara üzülmüş, bazılarına pek üzülmemişbir arkadaş cenazesinde “insan kelimelerle ölür” repliğinitekrarlayıp durmuşsunyemek davetlerini reddederken, gururla hesaba itiraz ederkenkonu sen değilsin, zamir ben değilimyüklem…gramerin tek mümkün tesellisi