Onur Caymaz

Aslı Gibidir

aslı’ya, bir.. bir yol ağzında

.üç gün geçti yıllardır yok gibibir sesti oysa, günün solgun ışığından bir kesitsessizliğe bürünmüş bir ölü dalga, kerem gibidiranı olur, bahar gelir, kül olur yana yanaçağlanın çıktığı gündü diyelimuzunca bir ayrılıktan sonra

basit şeyler için ödenmiş bedellerkalbimdeki iyiliklermisal bir kitabı verdik matbaayabaşka bir kitap başladı yeniden

üç gün geçti hep o varmış gibişişli’deydik; ama sanki viyana’da bir akşambira bahçeleri, isli yanık köprülerduvarlarına melek resimleri çizilmiş yapılarbulmuştum teninde, hanımefendi sokaklar

ayrılık, aramızda saçları liseli bir kızınay ışığında geceleri varmış, veda öpücükleribalkona çıkıp barış manço’dan şarkılar söylermişne yapsam da ebrusunda gül işleri, gülümseyişleri

üç gün geçti yüzüme düşen bir yaprak rengiölenlerin telefonlarını saklıyorum, pardon söylemembir gülün açarken hatırladıkları düşüyor aklımafakat işte sinemalar, iş hanlarının tarihi, biralaryeniden aşık olunur, bu ne demek, her şey güzelsonra yine parmaklar, saçlar, başrolde kimyani ipini kendi çeken bu hayal, pardon hayatbana fazlaca dokunuyordu sevgilim

ayrılık aramızda yaz günleriymiş tenhaburuşuk ama tertemiz çamaşırlartokalara takılı kalmış saç telleriçekilmemiş ağrılı bir diş, kıyıyı nakışlayan yosunbitlis’te bir askerin tren düdüklerişimdiye dek düzelttiğim, dizdiğim bütün kelimelerne diyeyim ki; bu aşk, bu hüzün, bu keder

basit şeyler için ödenmiş bedellerkalbimdeki iyilikler

şimdi bir kitabı verdik matbaayabaşka bir kitap başladı yenidenüç gün oldu bir düş gibiymiş zaman, iyiyimbiliyorum bir ağaç aslı gibidir, benzemez hüznebir dal, asılı kalır da sessizliğe ölmez kimsebir pencere aslı gibidir yani, açılır uzak bir iskeleyeyakın dursan biraz daha, kendini, hayatı sevdirsen

üç gün geçti, üç yıl geçti sanki içimden