Yedi Dağın Ardındaki
1.Bir yıldızla biçilmiş incecik yine, yine sazlarlaörtülü, yine en uzak yerinde kandili;Sarılınca titriyor, resimlere benziyor yine, yineyosuna değmeden basmıyor ayakları;Yazıları tutuşuyor avucunda açtıkça ellerini, yineyarım yüzüyle koşuyor düşe ve ağlıyor,Bir ışınla deliniyor en çabuk yerinden, göksel sofalardagezinerek topluyor günlük çiçeklerini;Büyük aynalarda dolaşıyor yine, bulutlara bakıyorağaçlı yolda, baktıkça kendi oluyor yine;Yine zamansız türküsüyle başlıyor akşam, başlıyordalgalı bayraklarla deniz çizgisinde camlarİstanbul yine.
2.Sensiz yaşanmıyor, geçilmiyor köprüden. Köprüsüz ve ırmaksız durulmuyor, durulmuyor silahsız.Sensiz durulmuyor. Aşılmıyor yürüsek, boşalmıyor konuştukça, içmekle tükenmiyor.Ağrıyor ne varsa senden uzakta, sensiz durulmuyor. Yaşanmıyor gecesiz, gece de gündüz gibi.Geçilmiyor başlayınca büyük deprem, kanlı meydandan, o solugan atla, topal ve kör.Gezilmiyor, sensiz yatılmıyor. Sen ki yatay ve dik, uzat bize durmadan, kolayca yat bize!Uzat bana, yat bana! Barışsın yüzünle yalnızlığım, yedi dağın ardına, büyüsün doyurmadan, vakitsiz.Vakitsiz doyulmuyor. Sensiz gibi her zaman. Bir yerleribağırmak en sivri karanlıkta!Sensiz taşınmıyor, uzarken saçlarının alacakaranlığı, bükülmüyor, bükmeden sevmek istediğim.Öpülmüyor, sensiz kopuk ne varsa. Sarılmıyor, sensiz kırık ne varsa,Kocanmıyor, ölünmüyor!