Kanıtlar
Ey sevda, taparlar senin gölgelerden dansınahayaller ve ışıktan harabelikler,özlemlerimle sürüklenen gölgelerden,şimşeklerde yeşermiştir bu can taşıyan ağaç,şu hayal meyal görüntüler belirmeden.Bir tanrıdır sevda, çılgın ve karanlık,canlı bir tanrı, adsız ve sözcüklerden arınık,geçirir o karanlık sessizliği şarkılarla,çaresiz dilime çığlık çığlığa,battal everen bir alev demetiyle,ateş gömülü sinesinden bir yandan öbürüne,kanmak bilmez, sırrına erilmez, zulmünden kaçılmaz;ah çeker bu alevle ateşböcekleri,geçip gider gece çocuklar üzerinden hayaller,tohum kasırgaları, ağlayış, bağrış çığrış,köpüklerin seliyle taşkın çilesitoprağın sınırlarını kırana kadar;öldürür dünyayı bu canlı ateşarşa çıkmış o görkemli sevdalarla,ve kadınlar koşar durur yeryüzündedeli atlar suya hasret dere yataklarıncaözlemle koşturan bahtı karalar gibi,örtülünceye etime saplanmış sabah yıldızıonun kahreden soluğuyla.Kuşatır kanı bu tutkulu ateş,bir fırtına patlar kulaklarımda,lâl eder kireçli dilimi,koşar dururuz özlemlerden bir köprüdeölüme ve hiçliğe dokununcaya;derinlerdeki bu küllenmiş ateşle dünyaya,yıkarım sevdasız geçen ömürleri,tanırım gölgeler arasındaki şeklinive garkolurum kanına, ezelden beri.