Nüzhet Erman

Pardon Sensin

Geçmiş gün, Mehmet İstanbul'a yeni gelmişve her nasılsa tramvaya binmişti. Biri ayağınabastı ve hemen özür diledi;-Pardon!Canı yanan Mehmet cevapta gecikmedi:-Efendi! Ağzını topla, pardon sensin!O hesap:

Yollara dökülürdü millet, taş kırmak için'Yol mükellefiyeti' dedikleri bir şey vardı eskiden

Ama taş kırmak filan değil, dost kahrı, aydın külfetidirAnadolu yiğidini aşındıran, eskiten

Karanlık mı öteler, yokluk mu var kavşakta-Aslan hemşerim, yürü bakalım önden!

Umut, sabır ve aşk, kerem ve rahmetMuhammet Mustafa'yla Hazreti Ali'den

Başka nesi var zaten, lüks niyetine garibinKoku keyfinden, ayna merakından, mendil süsünden

Ve hatıra olarak -arkada Kız Kulesi ve kuşlar-Selimiye kışlasındaki onbaşılık resminden

Yol mu yok -Pardon! Okul mu yok -Pardon! Hekim mi yok -Pardon!Ey bütün bu pardonlara, sadece -Pardon sensin! diyen

Ey kalem değmemiş ak kağıt gibi askereYemen'e gider gibi Almanya'lara giden

-Kimsin, nesin! yok, kapısını çalanaSofralar döken yağlı-ballı, kat kat yataklar seren, yünden

Ey dut yaprağını atlas, kötü kırık buğday tanesiniBeşibiryerde altın eden

Hitit, Selçuklu, Osmanlı ve hatta Türkiye olarakÖzür diliyoruz senden