Nurullah Genç

Ulu Tanrı'ya

ey sineği kanadıyla uçuraney kulları Sırat'ından geçirensevenlerin zikrindeki görünmezbilgelerin fikrindeki görünmezey gülümü bana özgü yaratandallarını baharıyla donatanırmağa yaklaştım; akarak gittiservi gözüyaşlı bakarak gittigece, tenha koydu beni dünyayakanlı çığlığımı duyurdum ayaacıdı halime gökte her yıldızsabah, saçlarımı okşadı yalnızgüneş bile derman olmadı banason bir ümid ile yöneldim sanaboynumu kırdım da kapına geldimgaripler otağı yapına geldimnerde gülüm, hayal hücresinde mimor salkımlı evin bahçesinde miülkemde en güzel hakandır gülümbeni bu ateşte yakandır gülümkanımın rengini taşır yüzündegötür beni O'na, koyma güzündeey ayrının hasretini bitireney yolcuyu sılasına yetirenUlu Tanrı, Ulu Sahip, Ulu RabYardım eyle; ruhum harab; ten harab