Nurullah Genç

Su Yangını II

Beklemiyorum artık yıldızları ve seniAvuçlarımda yorgun bir ıstırap, bir kalemYollarına bıraktım bozulan mihengimiGirsem yer kabuğuna, kahrın kuytularınaBağbozumu gözlerin görsün diye rengimiKarışsam çöllerinden sızan Nil sularına Sensiz olduğun günün akşamında, bakarsınYanı başında duran bir elçidir varlığımNasıl tutuşturursa kum saatini hicranYa da son bir serçenin minyatür kanatlarıOynatırsa yerinden dağların yüreğiniAnlarsın ki sinemde gök siyah, toprak sarıAlevleri ağlayan bir yangındır bu iklimAnlattım gün ışığı tebessümlerle, mağrurBir yangın ki, ışıksız, kıvılcımsız ve derinBir deprem, bir kıyamet bu inkisar evindeAnladı sefil baykuş, âmâ ve dilsiz ölümBu yangın bir kez olsun gülmedi alevinde Duymuş olmalı ceylan, kaktüs, kervancı başıHer birinde bu şarkı kırılgan ve kederliTitreyerek sarsılan bir çölün ortasındaÖyle bir düşürdün ki ardıma gölgeleriVaktin ne olduğunu öğrettin de, saatimAsla yanılmayacak ne ileri, ne geriBenzemez başkasına bir akrep, bir yelkovanHiç kimsenin zamanı aynı renge boyanmazAcının paylaşılmaz bir yangına dönüşüpTaşı da, korkuyu da erittiği bir gündeYıktın mağaramdaki çocuğun evreniniMinnettarım sana bu muamma denizindeTakvimlere bakınca çöküyor can kalesiGünlerin boynu bükük, ay yaralı içimdeÖyle bir kanattın ki, dakikalar ve hüzünAteşten damlalarla yakıyor ellerimiÖyle bir öğrettin ki, ne olduğunu vaktinBeklemiyorum artık yıldızları ve seni

Temalar