Nurullah Genç

Rüveyda'ya Ağıt

Ben bir aziz değilim, hele gündüz değilimAttığı her adımda siyah bir iz bırakanBir yanında ürküten bir baldıran gövdesiBir yanında kederi özümleyen bir lâleMerhamet sahrasının uyuyan gecesiyim

Bırak da, böyle bitsin bu günahkâr serüvenBırak da kurtarayım bu emânet sarayıYeter, intiharınla oyduğun yüreğimiUmutsuz şarkılarla avutulduğum yeterGöğsümde bir yanardağ kıvranıyor RüveydaYaraları kapandıkça kanıyor RüveydaDuman çöktü güneşin sitem aynalarınaAralandı perdeler; şimdi sessiz değilimDertliyim, viraneyim, ben bir aziz değilimAzizler tohum eker sevgi tarlalarına

Senin gözlerin dram; oysa ağlatan benimBen dilenci; sen sultan; sevgi dağıtan benimSen ışık; ben karanlık ve aydınlatan benimBen ölümüm; sen hayat; cana can katan benimSabah sende oluyor; güneşi tutan benimSoran ben; sorulan sen; hüznü damıtan benimÖldüren ben; ölen sen; kabirde yatan benimSen sevda yüklü bulut, göklerimin sahibiSaklıyorum içimde seni bir tufan gibi

Nerde uğruna ömür verdiğim belâ, nerdeHer hatıra bir demet zakkum meyhanelerdeDüşlerim esrarınla çoğalan pervanedirGötür benden ahzânı, bana ihsanı getirYalanı reddederken düşüyorum yalanaBen bir aziz değilim Rüveyda, anlaşana

Bu ağıdı öldüğün için söylemiyorumSen ölmedin Rüveyda; at vuruldu; ben öldümHer hamlesi bir tabut şimdi bakışlarınınYıkayıp kefenledin; mehtabına gömüldümHer iklime kanatlı bir haberci salsınlarÇağır âşıklarını; namazımı kılsınlarDuysun âlem ateşin dağı erittiğiniBu illetin taşları bile çürüttüğünü

Gün olur da, ayrılık yumağı çözülür müBergüzârım ayaklar altında ezilir miRüveyda, görür müyüm yeşil ufuklarınıSeninle bir sonsuzluk bulur muyum RüveydaYoksa hep bu kabirde kalır mıyım Rüveyda

(13.02.2001-İstanbul)