Nurullah Genç

Nur-ı Aynım

Susmak bir karanlığın başka bir karanlığaKarışıp yanmasıdır bakışlarında seninBir ömrün eylülünde sararmış yine toprakBulut bir bezirgânın saçlarını arıyorBen hangi mağaranın en ücra köşesindeHangi yitik nehrine gömülmüşüm acınınBir kez olsun eğil de, denizin kalbine bakSusmak yine o yangın, yine mahkûm bir kederNur-ı aynım, ıslak bir karanfil mi gözlerinHer yaprağı nazenin, her çizgisi ağlamakSustum; pencereleri yağmurludur şiirinKırılgan bir kapının ardında kaldı göklerEllerim unutulmuş bir günün kıyısındaDemek ki her lâmbası bana kızgın sokağınYalnızlığa koşuyor bahçelerden ölülerDemek ki, ben en garip sahrasıyım bu çağınBir kadın ayrılığın köprüsünden bakıyorBir köle bir sultanı bekliyor uykusundaEy bahar cellatları, akşam yüzlü sefillerKuyudan gelen sesi duyalım, bir susun daKuruyan çeşmelerden akmayı mı öğrendinAynalarda ruhunu kaybeden şairlerinSisli vadilerinden bakıyor gölgeleriZüleyha bahtımızı yakıyor kuytulardaSenin kalbinde bahar, baharın kalbinde kışKar tanelerinde can üşüyor ağlayarakEy körebe oynayan hayallerim, gitmeyinBırak uçsun öteye düşlerimi, ey fanusBir rüyadan gelip de içime düşen çığlıkYa götür beni burdan, ya da ebediyen sus

Temalar