Nurullah Genç

Nehirdi Aşka Hallac

sen yokken, ırmaklarım bilmezdi denizlerisu, kalbimin tahtına damlardı sade siyahhangi duraklarından geçseydim şehirlerinbitkin aşklar görürdüm ömrün aynalarındapençeleri baldıran kokardı kedilerinsen yokken, gergefinden bana bakardı kızlarher kuş bir tüy bırakıp giderken kanadındanavcı hep yüreğime savururdu kendinisen yokken, ne ay vardı göğümde, ne yıldızlarbaşakları vahşice örselendi hayalinaldı hıçkırıkların rengini sardunyalardargın bir şirazeydi aramızda melâlinbizden önce görmüştü bu rüyayı mumyalarzevâlinle baktığım her aynada bir dikentahtırevan gönlüme âşiyandı, sen yokkenellerimde umarsız soluyordu çiçeklersükûtun, en isyankar süvariydi içimdetenime tutunmuştu karanlığıyla korkubakışların çehremde, tebessümün saçımdaöfken dudaklarımda yine hüzzam bir şarkısimsiyah geceleri anardı dalda baykuşbir ağaç köklerinden bakardı gözlerimebir sincap o sevimli edasıyla karşımdabir çocuk kan ağlayan fotoğrafımı bulmuşkartal pençelerinden kaçar gibi, her seherkaçtım en mahrem duran yüzünden meleklerinpenceremde biriken yıldızlar birer birerkuyusuna gömüldü kanayan bileklerindudaklarımı verdim yuvasız kalan kuşakör düğümler atıldı içimde her nakışabenmişim her incinen yürekte eriyen ahyıkılan mağaralar bırakılmış ömrümerüzgâr susmuş; kuşların kanatlarında kedertükenmeyen geceler getirirken ötedensensiz kalan turnalar gökyüzünü terk ederiklim çöller uğruna yakıyor perdesinialdatılan çocuğun avuçlarında boşluksellere karışırken bu çaresiz sarhoşlukcan kendisi dışında arıyor kendisinisen yokken yağmalandı yüreğimden akanlarnerdesin? neden katran kokuyor bahtımda tuzbiz bahar vurgunları, pencereden bakanlarsen yokken karanlıkta aşka zindan olmuşuznasıl da çoğaltmışız yalanın gölgesinican kendisi dışında arıyor kendisiniyüreğim gergef gibi işledi yokluğununakışlarında yüzün filizlendi her akşamsen yokken, yangınlarda küle dönen benmişimayırmışım küçülen varlığımı kendimdenayrılığı bilmeyen taşlara imrenmişimefkârıma sunarken yüce dağlar sisinisen yokken cinler bile ürperirdi adımdangökkuşağı bulurdu doğum gününde ruhumcan kendisi dışında arardı kendisinisensizlik yağmur düşen bir yaraydı her baharher sonbahar ölümü tadardım kuytulardayüzünü görmeyince kırılırdı aynalarruhum çılgın süvari, isyankâr ve hovardasen yokken uykusunda ağlardı kar tanesihayalinle yorgundu derdimin bahanesiben içmeden kurudu çeşmeler; karardı suben geçmeden yıkıldı köprüler; yandı nehirihtiras, bin bir gece masallarında bezginintihar, şirpençeli dağlar yıktı başımaben hep senin ülkende yargılanan bir gezginsen yokken siyah bana yoldaş olurdu kinleyelesinden huylanan küheylandı gençliğimben hep senin uğrunda yürüdüm dehlizlerisen yokken aldatıldı kaşlarım kaleminleköy çilekeş yokluğun, şehir ayrılığınmışkan izi var gecenin kararan gövdesindedilsizler, unutulmaz şarkılara sığınmışkörler, şehlâ bakıyor taşların gölgesindeköle zincire vurmuş masum efendisinican kendisi dışında arıyor kendisinişimdi hangi burcundan baksam uzun bir aşkıntoplasam sokaklara dökülen nergislerihangi cellada mezar olsa kalbimde kaderayaklarına özge bir sevda mı toprağımyollar yurduna yine uçurumdan mı gideryıllardır tutmak için çırpınır ellerinio ıssız tapınaklar, o masum azizelerbir gün gelirsin diye aldattığım dizelerhala bir deniz gibi döver sahillerinibilmedim; gelincik mi döküldü kundağınahangi el beşiğine koydu o gün canımıgirdiğin de ölümsüz çiçeklerin çağınayaprağınla, kokunla kuşattın her yanımıev masalla bezendi, efsaneyle donandıoda, bir derviş gibi esrarınla sınandıçaresiz bir kurt gibi hayat emdi kanımıraksını seyre daldım kara yüzlü devlerinsen yokken gözlerimde tipi vardı; gülmedimkuyuya atılmadan yusuf oldu yüreğimsensiz deniz bulaştı gözlerime; silmedimadına Nazlı Eşna dediler; kıskandı subaşka şeyler istedi toprağından bahçıvanrüzgar hep yanılgıyı taşıdı içimizedoğduğunu duyunca kaçtı göğün uykusutebessümü seninle öğrendi kum saatisensiz nabız serseri atıyor; kan yanıyorresmini büyütüyor samanyolunda âtiseninle kafdağının devleri uyanıyoryaşasam da, ölsem de, avuçlarımda tüterbuhurdanlık istemem artık; saçların yetersensiz, göremez olur bulutlar dağ başınıefsane uykularda yağmurları tükenirsilinir gökyüzünden yıldızların izlerişakayıklar mahzundur sokak aralarındageceyi anlayamaz gündüzün dilsizlerikahramanlık veriyor şimdi son nefesinirüzgâr bir bilmecenin gözyaşıyla yıkanırvatansız kalanların kabuslarında bitkincan kendisi dışında arıyor kendisiniatını terk ediyor süvariler; ufuk boşumut ağır bir rüya görüyor inleyerekilâcını yitirdi sayrılar; hekim sarhoşsen yokken anlamadı hasret nedir, bir yürekher durakta yetimler ağlıyor mor çehreliseni gördü, köprüler yıkıldı; yollar deliben böyle yürümezdim eskiden, ak adımlaadımı bin bir hece yazamazdım adınlasensizlikten bunalır tenhalarda gezerdimbatık bir gemi gibi derinlerde yüzerdimher sabah şimdi senin bahsini açıyorumher gün bir turna gibi göğünde uçuyorumendamına bakarken esrarını özlerimher gece gözlerinle kapanıyor gözlerimsen yokken denizlerin dibine çöktü acıköpüren dalgalara karıştı kan ve zehirsen yokken hayat yine dare çekti Hallac’ıyıllarca irin aktı vadiden; yandı nehirher bahçeden bir mezar gölgesi düştü banaısırganlar ağlamış, zakkum gülmüştü banasen yokken Azrail’i beklerdi dağda yolcuağlayan urbasında ölüm vardı dervişinsen yokken kıpkızıldı kalpte mızrağın ucusevdalı dudakları simsiyahtı âteşinkumrular benim için yakıyordu sesinican kendisi dışında arardı kendisinihep çeşmenin başında, hep susuzdum sen yokkentende sancıydı zaman; uykusuzdum sen yokken

Temalar