Nurullah Genç

Güldeste/ Sonsuzluk

gül zindanı yapsalar vardığım her durağıbana bir gül delisi deseler de her akşamseninle ışık oldum, yakın ettim ırağıbenimdir gözlerinden aldığım bu ihtişamşimdi bütün çiçekler nakkaşımdır bu yerdeyapraklarından sızan gözyaşımdır bu yerde

turuncuydu yüreğim, benekleri kırmızıyeşildi bir Hüma-yı Ata'nın şakağındaateşin bir baharı taşıyan ince sızıcemşide rakib oldu güllerin yaprağında'hu' çekiyor içimde Mevlana bir semazenlalede imreniyor dertli Hallac'a bazen

tutundum bir zamanlar Gencine-i Cemal'emeğer dibacesiymiş sonsuzluk ülkesiningördüysem yapayalnız nerede bir ters laleyandı titreşimleri uğuldayan sesininşafağında büyüyen zambak soldu anidentanyeri 'gül gül' diye güneş oldu yeniden

Levni'yi kollarına alır taze bir baharbir Tac-ı Kayser gibi sokulur sinesineonuruna Çırağan kurduğumuz aynalardüşer yüzyıllar boyu en karanlık ye'sineher hassa, bir merili bahçesine vurulurher sultanın tahtına bir prenses kurulur

bana, ne Dürr-i Yekta, ne Semen Sima gereksenden kalan her harfin içinde binlerce bağbağına girmek için küçük bir ima gerekseninle güle döner derin vadi, yüce dağbu sevda ılgıt ılgıt çoğaldıkça bedendeÇiçekçiler Başbuğu olurum belki ben de

dikendi, serfiraza döndü kapında ruhumbüyüdükçe çiçeğim, yapraklarım kısaldısenden önce ardında 'ah' edip avunduğummeğer bir malihulya, çaresiz bir masaldıölümsüz vuslatına erdim Bağ-ı Safa'nınnağmeleri duyulmaz oldu Gülfer Kalfa'nın

dantelası çiğdemli yastıklar küf kokuyoryenilgiler devrinde tarümar oldu bostangöçenler mor kokulu hüzünler bırakıyorservilerin dalları yine kırıldı yastanbu gönül mevsiminden gitti uzağa gidenatmak gerek toprağa tohumları yeniden

kapında pusat koyup gül alan sipahilerseccadesi sularda bir dervişe dönüşürtahammülü kuşanır, el açıp Me'va dilergoncanın kirpiğinde nilüferle görüşürbir ömür yalnızlığı alsa da kollarınagittiği her ülkede gül düşer yollarına

gözüme gül dumanı çöktü yine bu akşambaktığım her noktada yalnız senin gülleriniçimde gül pınarı aktı yine bu akşamirinli dertlerime şifa oldu ellerinMecnun ile Leyla'nın buluştuğu yerdeyimbu gül yolculuğunda şimdi son seferdeyim

yanakları gül oya, parmakları gül dalıkızlar, delikanlılar baştanbaşa gül olduayrılık gül tohumu, şiir güle sevdalışair ki, feryadından yana yana kül olduonun çemenzarıdır köşelerde hıçkırannerde bir bulut varsa, gülsuyudur fışkıran

gül sesleri geliyor; her yer dua ve niyazaçtı gök kapısını yerde çiğ taneleriadımları parıltı, alınları bembeyazdağılıyor evrene gülün mestanelerisen ki, en büyük GÜL'sün, en çok gülü seversinsöyle bahçıvanına, bir gül de bana versin

Ulu Tanrı adıyla aldığım her nefestesenin için gül açar, kuş olup göğe uçarsen ey bahar elçisi, sen ey kutlu güldestesenin için cansızlar bile canından geçergölgeler şehrinde gül, kimseye kalmayacaköteler şehrinde gül, bir daha solmayacak