Bekliyorsun Bir Kahrın Yaldızlı Fermanını
Kahrın sesi rüzgârı ağlatırsa içindeGecenin omzuna koy titreyen düşleriniOrdadır âh çıbanıÂn gelip patlayacak yanardağlar ve ölümSen şimdi muallâkta bir vezir-i azam mıYedikule bekleyen hünkâr mısın ülkendeKan revan yürüyüşlerNehir kokan bir mendil bırakmışsın göklereBekliyorsun; bir tohum, bin bir umut ve sonsuzBekliyorsun; gelecek haber güvercinleriBekliyorsun; sokaklar dirilecek yenidenBekliyorsun vefakâr perileri, cinleri
Kendi parmaklarınla kafes yaptın kendineAvuçlarında Bâbil; mahkûmusun bozkırınYılanlar arasından geçmelisin her akşamArdın sıra kırılan kandillerin mahşeriSonra bir dağ başındaSonra bir uçurumdaSonra zehir damıtan bir şehrin ortasındaEn ıssız günlerini yaşıyorsun kederinBekliyorsun; baktığın her nokta kül ve ateşBekliyorsun; su yüzlü güzelin dermanınıBekliyorsun; aykırı doğacak çölde güneşBekliyorsun bir kahrın yaldızlı fermanını
Hani o son durakta saray açıldı birdenİki bembeyaz gülün yaprağıydı her sütunBaşını yasladığın pervazlarda çiçeklerBaygın kokularıyla sarmıştı denizleriÇığlıklar fırtınasıİpek duruşlu sunaSusturulan bir devin iniltilerinde kanŞimdi darağacında kuşku, sihir ve isyanBir köşeye çekilmiş emanet bekliyorsunHatıralar yurduna ihanet bekliyorsunSanma ki pencereler sana meftun olacakÖteden hummalı bir işaret bekliyorsun