Nurullah Genç

Bak İşte

Nur yüzlü tebessümler bırakıp da yurdumaBazen rüzgâr olursun burçlarında geceninÖteyi omuzlayıp gelir bazen de rüzgârBaşımdaki dumanı dağıtır gözlerinleZüleyha’yı Yusuf’a götürürken atlılar

Bak işte, tohum şimdi rüyada, derindedirBir dua mahşerinin sonsuz mihverindedirAvucundan taşıyor kevser dolu bir sebilMerhamet ki, o leylî saçlarında uyuyanSon derin aynasıdır tenhayı bilenlerinYüreğimde ay gizli, sinemde bir karanfilBense yine bir nehir, şeb-i yelda ve mahrumBazen de bir cellâdın simsiyah ellerindeEski bir bahçıvanın korkularına mahkûm

Bak işte, bir gözyaşı damlası, boynu bükükBir ayna sırlarını döküyor toprağınaKendi karanlığına gömülüyor sönen mumBak işte, uyandırdı gelişin ağaçlarıHer yaprakta o mahzun düşlerimin oyasıÖzsuyunda sen varsın çiçeklerin; her düşteKapılar, pencereler sana vurgun, bak işte

Sus ve yürü; ruhumun sarayıdır otağınGizli bir şehzadenin sırrında kaybol ve susBilsen ki, sultanlığın, tahtındadır bu çağınHüzün ki, ne girift bir dünyadır sana mahsusBak yine ayağına kapandı köleler; susDoğunun o efsunlu harabelerinde miKayıp cennetlerini aradın da mevsiminKi her gece yıldızlar saatleri kırdılarAkrebini zincire vurup sonbaharındaYelkovandan kederin hesabını sordular

Sen şimdi ne kadar da Züleyha’sın ki öyleBeyaz bir gül taşırsın avuçlarında her anRüyalarında bile senin için ağlayanParmağının ucunda bir Yusuf görüyorsunÖteden sıradağlar geliyor sevda ileDenizler senindir al; umudu denizlerinKörpe bir nergis olup düşünce eşiğineRuhumun kumruları, kardelenleri, senin

Sustuğunda, kelime yangını, cümle kışıKonuş; suyu ısınsın buz tutan çeşmelerinDurduğunda duraklar mutlu; yollar çaresizYürü; ayak bastığın kara parçalarındaIrmaklar gökyüzüne akıyor ardınsıraKımıldayan yokuşta, uğuldayan inişteYolcular izlerini soruyorlar, bak işte

Bozkırdaki sureti kayboldu bir çobanınBir vadiye akmanın eşiğindedir zamanBir ney bulup üflesem gözlerine bakarakKamış kül, ses kıvılcım, boşlukta bir yanardağAnlayamıyor muyum kirpiğinde bulutlarAvare kuşlar gibi benim göğümü ararYalnızlığı gül kokan benim bahçelerimdeRengârenk bir kelebek oluyor bakışlarınAnlayamıyor muyum, en gizemli şarkılarDudakların ruhuma dokunduğunda çalar

Gece aydınlığında bir devin kalbindesinBir hayalden kalan her muamması ömrümünSenin duygularında çözülüyor ansızınYüzünle buluşuyor yüzümün çizgileriYankısını sesinde arıyor çığlıklarımİçimde kum saati, ne ileri, ne geri

Bulunur belki bir gün bir şehirde bir sokakBir ev, sessiz bir oda, her köşesinde baharÖyle mağrur ki zaman yeniden doğmak içinBir kadın bir cihangir istiyor kaderindenBir adam, kucağında güneş, ay ve yıldızlarKâinatın o sonsuz, o esrarlı yerindeBak işte, tarihini arıyor ellerinde