Nurullah Genç

Ankara'dan Ayrılırken Kırmızı II

Susuzdum; çöl kalbiminEn ağrıyan yanındaydı o akşam

Çocukluğumda ırmaklarınTerk edip gittiği her yerde banaBir korku kalıyorduBir titreyişBir sızıYeniden büründüm yer kabuğunaDumanlı dağlara savurdu beniAnkara’dan ayrılırken kırmızı

Düş yangınlarımda açan çiçeğinO dupduru, gözyaşıyla ıslanmışYaprakları arasınaÖmrümün en nazeninEn karanlık sırlarını bıraktımŞimdi her birinde bir Leyla kelebeğiAlıyor ruhumu kanatlarınaKafdağı’ndan avucuma sessizceBırakıyor ay bakışlı bir kızıKendimi arıyorum yine yollardaÇürüyen köklerde, kırık dallardaSonsuz bir rüyayı getirdi banaAnkara’dan ayrılırken kırmızı

Kendi dalgalarınaDüşman bir deniz mi yoksa gözlerimBu yüzden mi fırtınalarMutluluğun yorgun gemileriniBatırıyor kanlı kirpiklerimde

Al beni sultanım, götür buradanArdımda ne izim, ne yazım kalsınBilmezdin; bilemezdin bir zamanlarKartalları öldürürken avcılarIssız ülkesinde yalnızlığımınGizemli bir süreyyayıAradığımı çocukluğumdaBazen mağaralar yutardı ellerimiBazen de kuşlarTutup ellerimden uçurur beniKonarlardı sevda çınarlarına

Ankara’dan ayrılırken kırmızıCivanperçemiydi, zülüfte candıKırmızının olmadığı her sokakHer ev çaresizdi, loştu, zindandıPencereler kapılardanKapılar gökyüzünden sorardı bulutlarıKim bilir hangi yıldızBekliyordu güneşin bir simsiyahSamanyolu’ndan doğacağınıŞiir ki, rüzgârdı orda, cânandıGecenin kalbinde yanmıştı yazıAh bir görseydiniz, hasret şivandıOnsuz gönül yurdu boştu, virandıKoparıp götürdü benden beyazıAnkara’dan ayrılırken kırmızı

Temalar