Nizar Kabbani

Üstâdım Hüzün

1.sorup durdular(duyuyor musun çığlığını hüznümün)son şiir kitabımı okuyanlar:nasıl haykırır ki hüzün?ve acıya mümkün mü gözdeki bir damla yaşın haykırması?bilmiyorum nasıl cevap vereceğim bu soruyakitabıma nasıl isim bulduğumu da bilmiyorumve bilmiyorum nasıl bulduğumu başlıklarını daçünkü onlardır genellikle seçen beniben değilbildiğim tek şeyhüznümehaykırış vasfını vermek istediğimdirsüvarilerin soyundan kılmaktışahsiyetini vererekve azametini

2.haykırıştır bir çeşit yazmak dalisanlave bir haykırıştır aşk dasevdiğimiz tüm kadınların işittiğiberaber oturduğumuz vakitişitmeyen kalbimin çığlığınıve damarlarımınkalastandır ancakve dişiliği ertelenmiş bir kadın

3.hüzün üstadımdır benimkülrengi yazmayıve gri bir sesle şiir söylemeyielinde öğrendiğimgri gözyaşlarıyle omzunda ağlamayısevgilimin

4.sevinçseçenesi düşük bir üstaddır ancakkağıt oyunlarıbisiklete binmekbalık avıve rockla dansetmekten başkabirşey öğrenmediğim

5.sevinç kendisine güvenilmeyecek bir dostturçünkü yalnız kendi rahatını düşünür

6.sevdiğim kadında bendramatik bir düğüm ararımışıltılı oyun partileri değilşahidi olacağım

7.mutluluk tutuşturan kadınsöndürür benive solgunluğuyla kokulanmış kadıntutuşturur beni

8.itiraf edeyim mi size?solgun yüzlü bir kadındıryakan benibir yıldırım gibive gözlerinden bir damla gözyaşıbir Bizans Kilisesinin vitrayı gibikıran beni

9.[seviyorum seni… ağladığındaseviyorum yüzünü… bulutluyken, hüzünlendiğindeeritiyor hüzün ikimizibazı kadınların güzeldir yüzlerive en güzeldir ağladıklarında]

10.en güzel yanı hüznünyüksek sesle konuşmamasıfiyakalı giysiler giymeyişive yüzük takmaması parmağınasonrasaldırmaması davulla, trompetlehalhallar ve hışhışlarla üzerineacemi dansçıları gibiHarlem Caddesinin

11.çantasını toparlayıpgittiğinde tatilehüznümözlüyorum

12.sengüzel olamayacaksın aslasana sürme çekensaçlarını tarayanelbiselerini temizleyenve gözyaşlarıyla ayaklarını yıkayanhüznüm olmadankiodur seni şiir kitaplarının ilk şiiri yapan

13.sevgin hüzünlü olmayı öğretti banaasırlarcabeni hüzünlendirecekkuşlar gibikollarında ağlayacağımve kırılmış kristal parçalarını toplar gibiparçalarımı birleştirecekbir kadına muhtaçken

14.ay sıkıldığında ışığındangizlenir gerisine gri bir bulutunbizi terketti sanırım

15.Arap neyinin sesikurumayan bir yaradır Kerbela’dan beri

18.her sabah hüznümle oturur balkonaberaber kahvemi içerimgazetemi gözden geçiriren son kasidelerimi okurum ona

19.hüznümdür sadecekasidelerimi bilenyayın için göndermeden önce

20.Grek değiliz biztrajedidir seçimimizbir nehir uzanırKerbela’dan Filistin’ekıyısız

21.Avam Kamarası yaratmadıİngiliz medeniyetiniLordlar Meclisi deKülrengidir yaratanKraliçe Viktorya da değil

22.1952’de gittim Londra’ya ilk defaoturduğum vakit Hyde Park’da bir bankasincaplar geldibenimle gazetemi okumayave bir ördek çıkıverdi göldenkatılmak niyetiyle kahvaltımasonraçıkarıverdi kasidem çarşafınıDımeşki pabuçlarınıve yürüyüp gittiyalınayakdinmeksizin yağan yağmurun altındaharitasız hürriyetlerin ıssızlığında

23.1952 Kasım’ındaevlendi benimleSerpentine gölünden bir beyaz ördekçok şiir söyledikve çok ördek yaptıkbu kelimeler yazılırkensu altındasoluyorum halave gölün derinliklerindenbağırıyorum halaboğuluyorum…boğulu…boğu…

Çeviri: Mahmut ÇETİN