Nizar Kabbani

Fincanı Okuyan Kadın

Oturdu.. Umutlanarak ters çevrilmiş fincanımdangözlerinde korku belirdi ansızınDedi:Ey oğul…hüzünlenmeBu aşk sana yazılmışEy oğulÖlene kadar tanıklar…Aşka tapmaktan kim ölmüşFincanında…dünyanın korkusu doluHayatın yolculuk ve savaşlarla...Çok seveceksin ey oğul...Çok öleceksin ey oğul...Unutulan bütün topraklara aşık olacaksın..Yenilen krallar gibi geri döneceksin..

Hayatınla, ey oğul, kadının..Gözleri, suphanallah tapılacak cinstenAğzı..bir salkım üzüm gibi resmedilmişGülücüğü, gül musikisiAncak senin gökyüzün bulutlu..Ve yolların... bir kapalı... bir kapalı ki sorma

Ey oğul... kalbinin aşkıdır buKasrın kulesinde uyuyanBüyük bir kasır bu ey oğulKöpekleri… ve askerleri dilsizKalbin sultanıysa içinde uyuyor..Kim girecek kaybolan taşlarından..Kim tutacak ellerini… kucağından...Surlara gömülen gözbebekleriniTırnaklarını kim çözecek belindenEy oğul...Kaybolan... kaybolan... kaybolan…

Birçok yıldız... görüyorumAncak… bir okumaya başlasamFincanı tıpkı senin fincanına benziyorAynısı bilsen ey oğulHüznü senin hüznün aynısıKaderleriniz bir... yürüdüğü yol aynıAşk dolu… hançerin keskin ağzındaGölgesi bir sedef gibiGölgesi dizili hüzün gibiKaderiniz aynı uykuya dalmışDenizde aşkınız kopan dalgalardaParçalanarak... milyonlarca defa...Yenilen krallar gibi geri dönerek...

Çeviri: Metin FINDIKÇI