Nevzat Çelik

Mümkünüm Yok

plastik tadında yediğim içtiğimyaz kış gözlerimi örseliyor duvarpaslanıyor demir gelip boyuyorlarhep aynı renkte ölemembeton tuttu ayaklarım dışarda karkarın altında toprak nasıl hasretimbir kuşun kanatları geçiyor üzerimdenbin kanat bakıyorum parmaklığaaklı gidiyor nöbetçinin

kırk yıllık yoldan tanırım ben soğuklarıama asıl baharların erbabıyımyine yorgun argın aşacak dağlarıyine kapıma yıkılacak karanfilelleriyle koymuş gibi bulacaklarbadem mi olur erik mi çağla mıkendi dalından asacaklar baharıkaç yıl oldu alışamadımmümkünüm yok bu kez firarım

aklı gidiyor nöbetçinin tüfek tüfek kalıyortezkeresi yakın hırsla parmaklarını sayıyorgöz gez arpacık bakıyor fena bakıyorgece dehşetli uzuyor duvarı iniyorumtoprağa basmalıyım bir kuşu uçmalıyımdeli esmeli poyraz bir dal parçası azbirazmutlak duvarı aşmalı yoksa duramamgövdemi mıhlasalar bahara kalamammümkünüm yok bu kez firarım

hırsla parmaklarını sayıyor baştan sayıyortezkeresi yakın düşleri kayıyorapansız bin basamak nöbetçi kulesiyapayalnız ağzında uçurumun apansızkar etmiyor parka ah ne çocukça ıslıkbeter üşüyor tetik otomatiğe düşüyorben bahara kalamam ay batarkenşafak şafak açarken yaban süseni benyalnayak fırlıyorum duvarın dibinden

bir ses canavarlaşacak ardımdandöne döne sırtımı yakacakciğerimi bulacak beni toprağa yıkacakvu-ra-cak mümkünü yokbir ödül bir tezkere alacakkaraköy'de bir orospuyla yatacakkaç bahar büyüğüm ondanonda hiç bahar açmayacakmümkünüm yok bu kez firarım