Necdet Evliyagil

Mevsimden Mevsime

Sabahların ılık puslu derinliklerine,Ve rengârenk kır çiçeklerinin tümüneBirer birer açılmış pencerelerimiz;Nisan rüzgârlarının ürkek esintilerineBırakılmış-kapılmış düşüncelerimiz..

Dağ, tepe, bayır, ova, yayla demedenYemyeşil hırçın ve çılgın bir evrende,Anıların en güzellerini kovalıyoruz;Eski bakışların hazzına kavuşamıyoruz…

Bulutlar süzülüyor üzerimizden parça-parça,Yağmur yüklü gri bulutlar kanat çırpa-çırpa,Damla-damla, sağnak-sağanak boşalıyorlar;Ilık ışınlarla yaprak-yaprak kucaklaşıyorlar,Baharların en doyumsuz sabahlarında buluşuyorlar…

Taze dallarda avuç-avuç körpe tomurcuklar,Hırçınlıklarını duymadığımız bir gürültüyleÇatır-çatır çatlayıp, açılıp saçılıyorlar.Yeşil gözleri bile kıskandıran filiz uzantılarında,Minik serçelerin içimizi okşayan cıvıltılarında,Dallarla ve yaplarla sarmaş-dolaş oluyorlar…

Beyaz soğuk giysilerini üzerinden savurarak,Derin kış uykusundan silkinerek uyanan doğa,Dünyamıza ve anılarımıza sığmayan bir dev boğaGibi; yeniden canlanarak, coşarak ve koşarak,Aydınlık çehresini çiçek-çiçek, renk-renk,Bakışlarımızda gezdirerek, içimize sindirerek,Yaşantının yitirilmesi istenmeyen sevgilerine dek,O güzelim mutlu yıllar gibi sürüp gidecek mi?İlkbahar yağmurları yorgun gözlerimizde dinlenecek mi?

Temalar