Necdet Evliyagil

Eski Yalı

Boğaziçi’nin emektarbalıkçısı Sadık Reis’e

Kayıkhane’ninÜstündeki cumbada,Her şey değişmiş zamanla..Sedir,Uzaklaşmış yerinden;Renkler,Çözülmüş kilimden;Zaman,Duvarları dolduranResim çerçevelerinde kalmış.Boğaziçi’ninPul pul aydınlığını,Odalara aksettiren,Üç katlı bilûr âvize’ninAsıldığı aynalı tavan,Yerini,Yağlı boya çizgilere bırakmış..

Nerde şimdiO cânım divan?Hasır,Bilmem kaç parçaya ayrılmış:Yıllar geçmiş durmadan,Yıllar, renkleri alıp götüren,Sesleri hâfızadan silen,Yıllar konaklamışEski cumbada...

Bu iki katlıAhşap yalıdaHatıralar vardır, görülen;Dalgalar vardır, sahili döven,Yollar vardır, dönülmeyen...

Masalların,En sâdesineTerkedilmiş kayıkhâneYeşil,Renk olmaktan çıkmış;Avuç avuç serpilmişSuyun dibine..Küçük çakıl taşları,Suyun koyu maviliğinde,Elele vermiş yeşille...

CumbayıKayıkhaneye bağlayan,İki büyük kalas parçası,Bürünmüş yeşile;Yeşilin en güzeline,Birkaç çeşidine..

Rüzgar,Hırçındır, hırçın olmasına Boğaz içinde.Ama; bir def’a düşmeye görsünYalıların, rüya bahçelerine açılan büyüsüne;Dâvetsiz bir misafir gibi asılırKayıkhâne’nin mandalına,Ve bırakır kendini,Bu sükûn diyarındaki loşluğa..

Yorgun, bitap düşmüştür artık;Hatıraları rüzgarla beraber,Bu güzel diyarda bıraktık..

Zaman:Bu sihirli tabloda,Mıhlanmıştır günün sessizliğine,Her şey düğümlenmiştirSanki kayıkhânede..Deniz,Gümüşi bir boşluktaMaviliğine, yeşilliğine..

Sandal,Tuzlu bir halat parçasiyle,Kayıkçı Sadık Reis’in

Küflü duvara çaktığıPaslı bir çiviye...Çakıl taşları suyun dibine,Cumba kayıkhânenin üstüne;Gözler,Boğazın insanı hayata bağlıyan şiirine...

Düğümlenmiş hâtıralar vardırBoğaziçi’nde,Sahile inci gibi serpilen,Eski yalıların pencerelerinde.