Necdet Evliyagil

Dalkavuklar

-I-

Sevinçlerin - kederlerin,Sessiz inlemelerinBirleştiği yerde,Aydınlıktan nasibini almamış,Karanlık çehrelerSarar etrafınızı.Kahkahanızı - gözyaşınızıBırakmazlar kendi halinde..Kırılası kalbinizinYaşarlar derinliklerinde,Onu parçalayıncaya,Ve nihayet siziKalbinizden kaçmayaZorlayıncaya kadar,Takibederler peşinizi.

Kendilerini yolunuza adanmışBir hayvan gibi göstererek,Kurbanlık koyun kisvesine bürünerek,Bırakmazlar izinizi.

-II-

Her fırsatta karşınıza dikilerek,Zavallı taraflarınızınBütün kabiliyetlerini,Birer - birer ortaya dökerek;Dışlarından çırpınarak överler,İçlerinden en ağır bir dille söverler.Tanrısal kişiliğiniziAğızdan ağıza kaparak,Ve gözünüzün içine bakarakNaklederler,Dize getirirlerMağrurluk hevesinizi..Kafanızda yaşatmadığınızDüşünceleri cisimlendirirler,İnsafsızca şekillendirirler;Hatırlamadığınız - tanımadığınızBütün güzellikleri,Size mal’ederler..

-III-

ZavallılığınızDevam ettiği müddet,Onlar içinArtık siz,Bir cevherBir kaynak,Yeni keşfedilmişBir kıt’asınızdır;LokmalarınaDayanak olduğunuz müddetAllahsınızdır..

Yarattıkları tanrıyaTapar gibi görünürler,ÇehrelerininDışındaki hücrelerle,Ve bütün varlıklariyleGülerler - gülerler..

-IV-

Dağlardan – tepelerden,Bereket taşıyanKocaman bulutlardan değil,Bir üstünüzdeki gözden,Aşağıya doğru birdenYuvarlanmaya başlamışsanız,Daha başınız değmedenSert kayalara,Bir altınızdaki gözün derinliklerinden,Çürük bir diş gibiSökülüp atılmışsınızdır.Biran’daSize tapanların,Yalaklık yapanların,Çamurlu ayaklarınınAltında kalmışsınızdır.

-V-

Uzun sürmeyenBir sürünmeden,Kabuslu rüyalarlaDolup - taşanBir beklemeden sonra,Ürkek ve yavaş adımlarla,Tekrar döndüğünüzdeKendinize,Sıcak nefesinize;Okşanmak isteyenYorgun - durgun kalbinizin,Duymak istemezlerCılız sesini..

Bütün aldanmalarınıza,Affeden ruhunuzlaİçten yalvarmalarınıza rağmen,En hassas bir alışkanlığınızdanMahrum ederler sizi;Çiğnerler, ezerlerYarıda kalmış hevesinizi.Getirmezler artık önünüze,Eski günlerinDost kılıklı,Hoş, sahte sevgisini.

-VI-

Siz bekleye durun gönlünüzce,Onlar girmişlerdir,Günlerini gün etmek için inmişlerdirBir başka kalbin derinliklerine.

O saf,O masum,O zavallı kalbi uyarmakO’na bütün kudretinizleHaykırmak içinBir sükût,Bin öğüt değil;Sayısız kırbaç lâzımdır.Etrafını karanlık çehreler sarmadan,Tanrılığa yaklaşan kapılara uzanmadan,Bir derin uykudan uyanmasına yardım edecek,Ve en ağır sözlerden biraraya getirilecekBin kırbaç,Merhametsizce ruhuna savrulacakBakışlarla anlatılacak,Bin kırbaçEvet, bu bir hak’dır.

Temalar