Necdet Evliyagil

Çocukların Mı, Büyüklerin Mi Yılı?

CücelerBirbirini kovalarken;DevlerBirbirine saldırırken,İnsanlar,Beşer – onar değilBiner – biner tükenirken,Bilinçsizce öldürürken,Bilmeden öldürülürken;Dacca’da – Calcutta’da,Sudan’da ve Zambia’daVe de rangoon’da,Bangkok’dakiSiyam kedisi denliOkşanmaktan yoksun;“Özgürlük” anlamına gelenKennedy gölü’nü kucaklayan,Pegode Tapınağı’na sığınan,Tek giysisiİki parçalıPeştemal’dan oluşan,Başı sıfır numara tıraşlı;GörkemliBuda Tapınağı’nınÇevresini dolduranSütunları arasında,Oynayan – kaybolanMinik, şirin çocuklar,EllerindekiBoş teneke kaplarla,Bir kazan’da kaynayan aş’tanBir kepçe kapabilmek,Bir lokma koparabilmek,Kupkuru yaşamlarınıSürdürebilmek içinSavaş verirken,DağıtıcılaraYalvarıp – yakrırken,Yerlerde sürünürkenHiç gördün mü? .

Su’da haşlanmışTop – top pirinci,Küçücük avuçlarıylaNasıl kaptıklarına,Yumruk gibiAğızlarına tıktıklarına,Sevinçle yuttuklarınaHiç tanık oldun mu?

Onlar mutluluklarını,Konserve kutusu bozuntusu,Paslı tenekelerine boşaltılanBir kepçe aş’laPaylaştıktan sonra,Buda’ya teşekkür içinDua etmenin kıvancıylaPegode Tapınağı’naGülüşe – oynaşa koşarlarken;İyilik melekleri,Dünya’nınBu en güzel yaratıklarıÇocukların dileklerini,Yerine getirebiliyor,Onları sevindirebiliyor mu? .Bir lokma – bir hırka,Analı – babalıSıcak bir yuva,Tüm çocuklarınEn renkli düşü,MutluluklarınınGülücüklere dönüşüDeğil midir?Bu büyülü güzel,Işık saçan el içindekiUmut anahtarını,Bırakabiliyor muyuz avuçlarınaVe o temiz yakarılarına? .

Düşlerinde de olsaDiledikleri kapıları aralamadıktan,Buluttan – bulutaZıplayıp koşamadıktan,Serçeler denliSıçramadıktan,Daldan – dalaKonamadıktan sonra,Onların cıvıl – cıvıl kaynayanÇocuksu çığlıklarına,Anlamlı,Yardım dileyenAydınlık bakışlarınaNasıl yaklaşacağız?

O güzelim saçlarındanTutup nasıl okşayacağız?Kollarımızla değil,Yüreğimizleİçtenlikle kucaklıyacağız,Bağrımıza basacağız? .

Çocuklarla, büyüklerinYer değiştirdiği;Büyüklerin çocuklaştığı,Çocukların büyüdüğüBir dünya’daYaşadığımızı biliyor muyuz?Çocukların isteklerineBüyüklerin kapıldığı,Sakınmasız paylaştığı,Güzeli, çirkin yapmaktaYarıştığı, kabalaştığıBir gerçek değil midir?

Rangoon’daPegode Tapınağı’nda,Bir küçük çocukAğladı – sızladı;Kazan’dan dağıtılan aş’tanTasına bir lokma düşmediği,Açlığını yenemediği için ağladı;Bu cılız sese kimse aldımadı..Rangoon’da,Strand Oteli’nin salonlarında,Kuş sütünün eksik olmadğıYüz çeşit yemekten oluşan,Çiçeklerle bezenmiş masalardaGörkemli bir şölen vardı,Büyükler en gösterişliGiysileri içinde1979 Dünya Çocuk Yılı’nıKutluyorlardı,Yarının sorumlularınınOnuruna – mutluluğuna,Bilinçsizce, duygusuzcaKadeh kaldırıyorlardı,Kadeh tokuşturuyorlardı;Çocukları anımsadıklarınıBelirleyen – sergileyenGösterişlerden,Paylarını alıyorlardı..

Rangoon’dakiPegode Tapınağı’nda ağlayan,Giysisiz, aç, bakımsızKüçük burmalıVe çağdaşları,Yine de kıvançlı olmalıydılar,

Bilmedikleri,Adını bile işitmedikleriO güzelim yıllarını paylaşan,Onların adınaEsirgemezlikte bulunanBüyükleri onurlandırmıştı sofraları,Onlar da anımsamasaydıKendileriniNe yapacaklardı;Hangi yüzleSuratlarına bakacaklardı?

BöylesineKapalı – karanlıkAcı gerçeklerin,Önünde – arkasındaYapmacık şölenlerle – eğlencelerleÇocukları ananların,Bir kez olsunSızlamaz mı – burkulmaz mıBurunlarının direği?Sulanmaz mı – yanmaz mıGözlerinin bebeği?

Temalar